Heybetin korkutuyor ölümü Ömer! Özel Kuvvetlerde baskın gecesi ve Ömer'in yiğitliği!

Ağlaya ağlaya bu milletin parasını toplayarak bu milletin duygularını istismar eden FETÖ liderinin kaçacak delik aradığını kaleme alan yazarımız Cemal İncesoyluer, parasını, duygularını çaldığı bu milletin karşısına çıkmaya cesaret edemeyen bu haine karşı verilen şanlı mücadelenin Kurtuluş Savaşı'ndan benzersiz olduğunu, keyifle okuyacağınız yazısında kaleme aldı...

PAYLAŞ
Heybetin korkutuyor ölümü Ömer! Özel Kuvvetlerde baskın gecesi ve Ömer'in yiğitliği!
Ağlaya ağlaya bu milletin parasını toplayarak bu milletin duygularını istismar eden FETÖ liderinin kaçacak delik aradığını kaleme alan yazarımız Cemal İncesoyluer, parasını, duygularını çaldığı bu milletin karşısına çıkmaya cesaret edemeyen bu haine karşı verilen şanlı mücadelenin Kurtuluş Savaşı'ndan benzersiz olduğunu, keyifle okuyacağınız yazısında kaleme aldı...
Haber Platosu - Mehmet Şerif

(CEMAL İNCESOYLUER) (HABER PLATOSU)

Heybetin ölümü korkutuyor Ömer…

Bilemiyorum, Hazreti Muhammed Aleyhisselam Hazreti Hamza için mi, yoksa Hazreti Ömer için mi söylemişti: Ve demişti ki, “Heybetin ölümü korkutuyor…”

Allah Resulünün 1400 yıl önce söylediği bir sözüydü ve Hazreti Hamza’ya da Hazreti Ömer’e de, Hazreti Ali’ye de çok yakışır, bu mübarek söz.

15 Temmuz kalkışması akamete uğradıktan sonra FETÖ’nün lideri Feto, yabancı televizyonlara demeçler veriyor. Ağzına pelesenk ettiği yemin billah ile, “Hastayım, 77 yaşındayım, Avrupa’nın emrindeyim. Yalvarırım beni Erdoğan’a teslim etmeyin…” diyor. Yani korkuyor; ölümden korkuyor, konforlu hayatının biteceğinden korkuyor ama, onca şehidin kanı elinde olmasından dolayı zerre kadar utanmıyor, yüzü kızarmıyor.

Sonra son bir gayretle Türkiye’yi tehdit ediyor. 14 Ağustos tarihini vererek, bir kez daha kehanet ve keramet denemesi yapıyor. Müptezel kölelerini diri tutmak adına, onlara yeni ufuklar açmak adına, hala bu ülkeye bir şeyler yapabilecek gücünün olduğunu göstermek adına…

Bir yandan da, köpeklerine Kanada’da, Güney Afrika’da mekan koklaması yaptırıyor. Ahir ömrünü geçirecek bir kaşane ve ülke arıyor. 17 yıldır ABD’deki yaşadığı sarayını bırakmak zor gelse de, Reis’in nefesi ensesinde, Türkiye’nin 79 milyonunun hedefindedir, artık.

Rivayetler muhtelif, deniliyor ki 25 milyar dolarlık bir serveti kontrol ediyor. Türk lirasına çevirdiğinizde yaklaşık 75 katrilyon ediyor. Bu aysbergin görünen yüzüdür. Binlerce şirket, holding, banka, 150 ülkede binlerce okul, dershane, iç ettiği himmet ve zekat paraları, köşkleri, sarayları… Hatırlayın, kapısının köpeği gazeteci müsveddesi Ekrem Dumanlı’ya verdiği röportajda “Sadece bir ceketim var” demişti değil mi?  

Yalanları, doğrularından misli misli fazla. Ağlaya ağlaya topladı bunca malı mülkü. Burnunu çeke çeke, sesini tuhaflaştırarak, sahte cezbe halleriyle kaşaneler kurdu kendine. Sosyal medyada ilginç bir cümle kurulmuştu bu Feto ile ilgili, “Elinde Kur’an, dilinde yalan, ne gezer sende iman…” deniyordu. Ne kadar güzel bir tespit. Cumhurbaşkanı Erdoğan’da daha 2013’te Fetullahçı Terör Örgütünü, “Tabanı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet” demişti.

15 Temmuz’da hepimiz anladık, şahit olduk bu tarife.

O gece, tanklara-toplara, helikopterlere F16’lılara, ağır silahlara ve bombalara karşı, kısaca ölümün üstüne yürüyen bir millet vardı. O gece, ölümü korkutan yağız yiğitlerin kimisi şehit, kimisi gazi oldu. İşte bu ülke, bu Türkiye ikinci kez bu şehitlerin bakiyesi olarak vatanımız kaldı.

O gece, İkinci Kurtuluş Savaşımızdı ve Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan’dı.

İlk Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı da Türkiye Cumhuriyetinin banisi Gazi Mustafa Kemal’di.

Bu iki isim, bu iki lider, bu iki başkomutandır, Bağımsız Türkiye’nin öncüsü. 15 Temmuz gecesi, bize bizden başka dost olmadığını gösteren gecedir.

O gece, ölümü korkutan çatalyürek yağız yiğitler ile ölümden korkanların karşılaşmasıydı. Kaçtılar, canlarını kurtarmak için itirafçı oldular, önce vatana ihanet ettiler, yakalanınca köpekliğini yaptıkları Feto’yu sattılar. Zaten Fetullah Gülen, herkesi sata sata geldiği bu günlerde, en son Türkiye’yi satmak istedi. ABD’ye, AB’ye, PKK’ya ve ne kadar bu ülkeyi kaosa sürüklemek, bölmek isteyen her kim ve hangi odak varsa, Feto hepsine pazar açtı, haraç mezat Türkiye’yi satacaktı.

Ama, Şehitler Tepesi boş değildi. Okçular yerinden bir milim bile kıpırdamadılar. Meydanlara, köprüye, külliyeye, genelkurmaya, MİT’e, Emniyet Müdürlüğüne koşanlar, Türkiye’nin ciğerparesi yağız yiğitleriydi ve her birisinden ölüm korkuyordu.

Birinci Kurtuluş Savaşımızın ilk kurşununu İzmir’de gazeteci Hasan Tahsin atmıştı. 15 Temmuz gecesindeki ikinci Kurtuluş Savaşımızda da ilk kurşunu Astsubay Ömer Halisdemir attı. Hem de hain generali tam alnının ortasından vurarak.

Türk Milleti, bu oyunu bozdu.

Reis, bu kumpası darmadağın etti.

Başbakan Yıldırım, bu işgali dumura uğrattı.

Bahçeli ve Kılıçdaroğlu bu tezgahı yerle yeksan etti.

İdamsa idam. Darağacı kurmaksa kurun. Yasa çıkarmaksa, çıkarın. Çünkü bu ihanetin bedeli, ölümden korkanlara ölümü tattırmaktan başka bir şey olamaz!

 

 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN