Akşener’i tanımak… Akşener’i anlamak… - Muammer Sabri
  • 03 Aralık 2021 07:54

Akşener’i tanımak… Akşener’i anlamak…


Akşener’i tanımak… Akşener’i anlamak… Öylesine zor...

Şarkı sözü gibi değil mi?

Dur bakayım nasıldı?

Hah! Tamam, buldum:

“İnsanları anlamak, insanları tanımak,

Gerçek seveni bulmak, onunla mutlu olmak,

Öylesine zor ki, öylesine zor ki!”

1980’lere, İbrahim Tatlıses’in sevilen şarkılarından birine götürdü bu başlık beni… Yok yok, aslında tam aksi. Hadi hakkını yemeyeyim; zaten bu şarkının dizelerinden mülhemdi başlığımız! 

Nostaljiyi şimdilik bir kenara bırakıp balıklama konuya girelim... Kestirmeden soralım:

Akşener’i tanımak… Akşener’i anlamak… Öylesine zor mu gerçekten?

Bu girizgahtan sonra konuya hızlıca ilerleyeceğiz. Ancak “Vaktimi alma kardeşim! Kafa ütüleme. Bana hemen bir spoiler ver!” diye sabırsızlanacaklar için hemen şuraya kayda değer bir Akşener portresinin yer aldığı linki bırakıyorum. Hem de Akşener’i okuma rehberi kıvamında… Buyurun şu haber dosyasını okuyun.

“Sabrım var” diyenler için ise devam...

Malum dün Meclisteki Suriye-Irak tezkeresi, siyasette taşları yerinden oynatacak aksiyonlara sahne oldu. Tezkere bir kere daha turnusol kağıdı işlevi gördü. Kim aslında kimdir? Hangi emperyal oyunun tarafındadır? Kim “yerli ve milli” olduğu vurgulanan -ki ben de büyük oranda buna katılırım-  duruşun yanındadır? Ortam biraz daha aydınlanmadı mı sizce?

Ve bir soru daha:

Doğu Perinçek’in ifadesiyle Atlantik İttifakı’nın Türkiye’deki temsilcisi olduğu iddia edilen Millet İttifakı neredeyse parça pinçik olma raddesine gelmiş olmasın?

***

İYİ Parti; bir kez daha İttifak ruhunu çiğneyerek HDP-PKK eksenine sırtını dönüp karşı cephenin yani Cumhur İttifakı’nın (AK Parti+MHP+BBP) yanında durdu.  

TBMM’deki kritik oylamada; Irak ve Suriye'ye asker gönderilmesini ihtiva eden tezkerenin süresi, CHP ve HDP ve TİP’in “hayır" oylarına karşı AK Parti, MHP ve İYİ Parti’nin “evet” oyları ile 30 Ekim 2021'den itibaren 2 yıl daha uzatıldı.

Evet; tezkere adeta turnusol kağıdı vazifesi gördü. Millet İttifakı içerisindeki “PKK” çatlağını çok bariz bir şekilde yeniden su yüzüne çıkardı. HDP, her ne kadar kağıt üzerinde Millet İttifakı’nın bileşeni gözükmese de İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının CHP’ye geçmesinde HDP seçmeninin yadsınamaz bir etkisi vardı. HDP’nin bu gücü; 2019 yerel seçimlerinden bu yana Millet İttifakı bileşenlerinin ense kökünde Demokles’in kılıcı misali sallanmakta. Sık sık da bu hatırlatmayı yapmakta/tehdit etmekte HDP’nin ileri gelenleri ve PKK terör örgütü. “Biz olmazsak Millet İttifakı koca bir hiç” demeye getirmekteler. Haksızlar mı? Ya da ne kadar haklılar?

Aynı resti dünkü Irak-Suriye tezkeresi oylaması öncesinde de ortaya koydu PKK’nın hamisi olan HDP…

Evet; kağıt üzerinde HDP, Millet İttifakı bileşeni değil. Kağıt üzerinde “yok”lar. Amma velakin PKK-HDP cephesi, CHP’yi tabiri caizse “Sakın kıpraşıp yanlış bir hareket yapma” diye tehdit ederek “var”lıklarını ortaya koydu.

Nasıl mı? Hatırlayalım:

Dün tezkerenin TBMM’de oylanmasına saatler kala HDP’li İmam Taşçıer'den kritik bir açıklama geldi. Taşçıer CHP’ye resmen "CHP tezkereye 'Evet' diyecekse hiçbir Kürt, 'CHP,  AKP’den daha iyidir' diye oy vermemeli" mesajı gönderdi. Bu açıklamanın ardından CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, gün içinde oylanacak olan tezkereye 'Hayır' oyu vereceklerini ilan etti.

Sonuçta; TBMM'de yapılan oylamada Irak ve Suriye'ye asker göndermeyi içeren tezkerenin süresi CHP ve HDP ve TİP, hayır" oylarına karşı AK Parti, MHP ve İyi Parti'nin "evet" oylarıyla 2 yıl daha uzatıldı. DEVA Partisi'nin oylamada çekimser kaldığı ifade edildi.

***

Yazının girişinde nostaljik takılıp 1980’lere uzanmıştık...

Yine nostalji yapıp bu kez 1990’lara ve 2000’lerin başlarına uzanalım mı? Zira “Akşener’i okuma kılavuzu”na dönüşmesi muhtemel makalemizde, mevzuyu daha iyi anlamlandırmak için sanırım buna ihtiyaç var.

Ne dersiniz?

Akşener'i tanımak… Akşener'i anlamak… Öylesine zor...

AK Parti sözcüleri ve trolleri; bir türlü kendi saflarına katamadıkları Akşener’e ölçülü-ölçüsüz ha bre yüklenmekte. Refahyol hükümetinde İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturmasını FETÖ’nün temin ettiğini öne sürmekteler. Akşener ise “zinhar asılsız” demekte. İddia doğru mu gerçek dışı mı bilemeyiz. Ama bildiğimiz, hatırladığımız net bir kare var; 28 Şubat sürecindeki dik duruş fotoğrafı.

Hoop bir saniye! Öyle kimse efelenmesin!

Daha yeni başladık zira...

Dinleyin önce…

Tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat 1997’deki tarihi MGK toplantısından tam 3,5 ay sonra 13 Haziran 1997’de asker kışladan çıkacak ve durum fiili müdahaleye dönecekti. Bu net biliniyor. Asker kışladan çıktı çıkacaktı ki ABD Dışişleri Sözcüsü Nicholas Burns’ten gelen net mesajla “fiili müdahale”nin önüne geçildi. Müdahale “postmodern” olarak kalakaldı; tanklar sokaklara inemedi.

Dahası var...

 Bana bohçayı açtırmayın. Yoksa bu yazı bitmez. O gün yurt dışına kaçan “İslamcı”, “muhafazakar” sıfatlı iş adamlarını, holding patronlarını da biliyoruz; erkek gibi dimdik duran liderleri de.

Merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın dik duruşunu da. Önceleri Refah Partisi’ne karşı cuntacı zihniyetle dirsek teması yürütmüş olsa bile Erbakan'dan başbakanlık koltuğunu devralmak için gün sayan Tansu Çiller’in o dönemdeki dik duruşunu da yabana atmamak lazım. Hele ki yiğit devlet adamı merhum BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun dik duruşu da tam “kitaplık”… O dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan'ın dik duruşu zaten hâlâ belleklerde.

Dedik ya... Daha fazla ayrıntıya girersek konu iyice dağılacak. Bu parantezi de kapatırken bir hakkı da teslim edelim: O gün itibarıyla İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Akşener’in dik duruşunu da kayda geçirelim.

Daha bitmedi...

13 Haziran 1997'den sadece 15 gün sonra Refahyol’un iş başından uzaklaştırıldığını... Akşener’in de bakanlık koltuğundan olduğunu... Bu atmosferde kaçacak delik arayan kimi siyasetçileri de hatırlıyoruz. Yukarıda bahsi geçen iş adamları gibi… Bakanlık koltuğu elinden gitmesine, iktidar gücünü yitirmesine rağmen Akşener'in hemen temmuz başında basın toplantısı düzenleyerek 28 Şubat cuntacılarına meydan okuyuşunu da. 

Evet unutmadık...

28 Şubat’ın en civcivli günlerinde “kazıklı” tehdit mesajı gönderen paşaya “Kazıklı Voyvoda” cevabı gönderişindeki asaleti de. Bu "asalet" vurgusunu yaparken Akşener'in "FETÖ" konusundaki suçlamalara ikna edici cevaplar vermesi gerektiğini de kayda geçirmeliyiz.

Devam...

Mesaj, kendisine bağlı İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teoman Ünüsan vasıtasıyla iletilmişti Bakan Akşener’e…

İddia o ki; dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral Çetin Saner, "Söyleyin ona, bakanlığın önünde yağlı kazığa oturturuz" mesajını göndermişti.

Saner’in soy adını doğru yazıp okumaktan dahi aciz sözüm ona kimi “Ankara gazetecileri” bilmez bu mevzuları.

O basın (!) mensuplarının çoğunluğu cuntacıların postallarını yalamakla meşgullerdi zira... Bazıları ise henüz kısa pantolonluydu zaten... Bugünün en hızlı "AK Parti"ci" kimi medya (!) mensupları da dahil bu postal yalayıcısı sınıfa. "Yandaş medya" sıfatının hakkını vermek için yalınkılıç savaşıp (!) AK Parti'yi ve Erdoğan'ı batağa çekme mücadelesindeki sözde "savunucular" bunlar... Türkiye'ye büyük hizmetler yaptığı aşikar olan Erdoğan'ı öve öve tarihe gömme stratejisini izleyen karanlık güruhun medyadaki uzantıları...

İktidar cenahında sarsıntı başladığında gemiyi ilk önce terk edecekler de onlar. Erdoğan ve A takımı da aslında farkında bunun. Ama her nedense iktidar nezdinde onlar daha "makbul"... Anlayan beri gelsin!

Medya bahsi de böyle...

Bu fasıl bitmez. Onun için bir kalem geçelim efendim...

Ne demiştik?

Evet, şu;

Akşener'in, cuntacı ekipten gelen bu tehdit mesajına karşılık yine Ünüsan aracılığıyla şu cevabı verdiğini biliyoruz: "Söyleyin ona ki ben tarih hocasıyım. Ve söyleyin ona ki ben Balkan kökenliyim. Kazık deyince aklıma Balkanlı olan Sırp olan Kazıklı Voyvoda geliyor. Kazıklı Voyvoda'yı da iyi tanırız. Ama unutulmasın ki Kazıklı Voyvoda da bir homoseksüeldi."

Daha bitmedi.. Ancak parantezleri kapatmak lazım. Ki... Eski defterleri daha fazla açıp da konuyu iyice mecrasından saptırmayalım.

Devam...

Onu bunu bilmem...

Erdoğan ve ortağı Bahçeli’nin “gel gel” mesajlarına “hayır” dedikçe Akşener’in hep “FETÖ’cü” olmakla suçlandığını biliyoruz. Bunu kayda geçelim öncelikle.  Ve şu sorular net bir şekilde vuzuha kavuşmalı: İYİ Parti’de FETÖ bulaşıklığı var mı yok mu? Varsa ne kadar var, neresinde var? FETÖ iddialarının hedefi olan kimi parti yöneticilerinin korunup kollanması ne anlama geliyor?

İYİ Parti’nin kuruluşunda transfer teklifi götürülen kimi ülkücülerin “Bu partinin kuruluşun FETÖ'nün dahli var mı? Biz biliyoruz ki var. Olmadığını net ve ikna edici bir şekilde kamuoyuna açıklasın Akşener. Bizi ikna etsin, ondan sonra!” diye ret cevabı verdiğini,rest çektiğini de biliyoruz.

 Bir daha soralım:

Akşener’i tanımak… Akşener’i anlamak…Öylesine zor mu gerçekten?

-Daha düne kadar dönemin “cemaat”i, günümüzün FETÖ’sü ile yediği içtiği ayrı gitmeyen iktidarın kimi mensupları Akşener’i ve ekibinin bir kısmını “FETÖ’cü”lükle suçluyorsa…

-Millet İttifakı’nın gayriresmi bileşeni PKK-HDP’nin varlığına... Ve tabiri caizse fırlattığı füzelere... Akşener ve İYİ Parti; sık sık adeta “milliyetçi hava savunma sistemi”ni devreye sokarak karşı duruyorsa… Ya da bu görüntüyü veriyorsa...

-Akşener; dünkü Irak-Suriye tezkeresi oylamasında "PKK/HDP"ye ve dolayısıyla ABD'ye bel bağlayan ortaklarının yanında değil; karşı blokun-Cumhur İttifakı'nın yanında durduysa…

-Sürekli "Cumhuriyeti kuran parti" olmakla övünen CHP; bugün başkent Ankara’da yerel iktidarı ancak MHP-Ülkücü kökenli adayla kazanabiliyorsa…

-Aynı CHP; İstanbul gibi bir megapolü merkez sağ kökenli bir aileden, ANAP’lı bir babanın evladı, çocukluğunda Süleymancı yurtları ile yolu kesişmişliği, diz çöküp Kur’an öğrenmişliği ve okumuşluğu olan Ekrem İmamoğlu gibi bir isimle ancak kazanabiliyorsa…

-CHP kimliği ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yarışını kazanıp 2,5 yıldır bu koltukta oturan ülkücü Mansur Yavaş, seçim öncesi özel ortamlarda kendisini sıkıştıran ülkücülere “Beni ne sanıyorsunuz? Ben ülkücüyüm kardeşim. Başkanlığı kazandığımda PKK’lıları ve başka bazı sözüm ona sol terör örgütü militanlarını belediye kadrolarına doldurabileceğim ihtimalini nasıl düşünebilirsiniz!?.. Hayır! Kesinlikle böyle bir şey söz konusu olamaz. Belediye kadrolarına yapacağım atamalarda bana kimse isim dikte etmeyecek, edemez.” garantisini verip gönülleri fethettiyse…

-Tuncer Akşener-Meral Akşener çiftinin tanışmasına ve evlenmesine vesile olan ismin ülkücü hareketin efsanesi, Susurluk skandalının başkahramanı, ASALA ile mücadelenin simge ismi Abdullah Çatlı olduğu biliniyorsa...

-Akşener henüz kuruluş sürecinde AK Parti'ye transfer olan en flaş isimlerin başında geliyorsa...

-Recep Tayyip Erdoğan-Emine Erdoğan çifti ile Meral Akşener-Tuncer Akşener çifti neredeyse İYİ Parti’nin kurulduğu ilk günlere değin sık sık gözlerden uzak özel ortamlarda, akşam buluşmalarında bir araya geliyorlarsa…

Akşener’i tanımak… Akşener’i anlamak…

Öylesine zor mu?

..Ve Akşener'in, PKK-HDP destekli Atlantik İttifakı’nın çanağına her an tükürüp... Tekmeyi basıp...

Yönünü Cumhur İttifakı’na çevirip “..Ve işte ben geldim!” demesi…

Öylesine zor mu?

Eğer hâlâ cevap vermekte zorlanıyorsanız. Buyurun “Akşener’i anlama kılavuzu” kıvamındaki şu özel haberi bir daha okuyun.

Gayri benden bu kadar.

muammer@haberplatosu.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!