• 14 Mayıs 2021 16:05

FİLİSTİN MESELESİ ROMANTİK SÖYLEMLERLE ÇÖZÜLEMEZ


 

ABD başkanı Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti olduğunu kabul etmesiyle ve büyükelçilik binasını Kudüs’e taşıması talimatı vermesinden sonra İslami grupların eylemleri oldu. Türkiye’de her ideolojik gurubun siyasal veya kültürel kimliğine göre “tekeline” aldığı bazı eylemler vardır.

Filistin sorunu 1980’lerden önce sosyalist solun tekelindeyken, İran İslam devriminin da etkisiyle 1980’lerden sonra İslamcı hareketlerin tekeline girdi. Bu sadece Türkiye’de değil Filistin’de ve Arap Dünyasının başka yerlerinde de bu konuda mücadele yürüten örgütlerin el değiştirmesine neden oldu. 1980’lerden önce Filistin’de mücadele eden örgütler sosyalist ve Marksist ideolojiye sahipken, İran İslam Devrimi ve soğuk savaşın sosyalist bloğun aleyhine sonuçlanması gibi etkilerle 1980’lerden sonra Filistin’de silahlı mücadele HAMAS ve İslami Cihat gibi örgütlerin önderliğine geçti. Aynı şekilde Lübnan iç savaşında Şii grupları temsil eden silahlı sosyalist Emel Örgütü çöktü yerini İran destekli silahlı İslamcı Hizbullah örgütü aldı.

Benim burada değinmek istediğim husus Ortadoğu’daki örgütlerin ideolojini analiz etmek değil. Niyetim Filistin meselesi nedeniyle İslami kesimlerin yaptığı eylemleri ve söylemlerindeki “dinler arası savaş” anlamına gelecek slogan ve fikirleri analiz etmek. Her ideolojik grup elbette yaptığı eylemde kendi dünya görüşüne uygun söylem ve sloganlar kullanır. İslami kesimler “Müslümanlar kardeştir, küfre karşı Müslümanlar tek yumruk” benzeri sloganlar, sosyalist gruplar “emperyalizme karşı emekçiler tek yumruk, bütün dünyanın işçileri birleşin” gibi sloganlar, ülkücüler de “bütün Türkler bir ordu, rehber kuran hedef turan” gibi sloganlar atarlar. Her kesin inançlı ideolojik grubun romantik söylemleri ve sloganları olması gayet normaldir. Ancak bunlar rasyonel ve reel politiğe uygun değildir. Şöyle ki;

Filistin davası sadece İslami grupların davası değildir. Bir insanlık meselesidir. Filistin meselesi sadece Yahudi dini ile İslam dini mensupları arasında “dinden” kaynaklan bir sorun değildir. Filistin meselesi bir toprak işgali sorunudur.  Şöyle düşünün; Yahudiler tamamı ile İslam dinine geçseler sorun çözülmüş mü olur. Muhtemelen çözülmez. Yahudi’lerin Filistin topraklarında 2000 yıl öncesi atalarının yaşadığını iddia edip kutsal kitaplarındaki mitlere dayanarak yerleştikleri doğrudur. Ama unutmamak gerek ki Yahudiler II Dünya savaşı sonunda İsrail Devletini kurabildiler. Ve İsrail devletinin gerçek kurucuları seküler sosyalistlerdi. Seküler sosyalist kantonların birleşmesi ile kurulan İsrail zamanla liberal bir ulus devlet oldu. Ancak aynı zamanda iç hukukunda kısmen dini hükümlerinde bulunduğu bir sistemi vardır. İsrail hukukunda hem dinci hem de ırkçı birçok yasa mevcuttur.

İsrail Devleti Filistin’de değil de diyelim Orta Avrupa’da kurulmuş bir devlet olsaydı Araplarla çok samimi ve yakın bir ilişkisi olurdu. Çünkü iki millette Sami ırkına mensuptur ve dilleri birbirine çok yakındır. Hz. Muhammet döneminde Yahudiler ile Araplar neredeyse aynı dili konuşuyorlar ve birbirleri ile rahatça anlaşabiliyorlardı. Keza Yahudi dini gelenekleri ile İslam dini gelenekleri birbirine çok yakındır. Yahudi dininde de İslam dininde de domuz eti haramdır. Her iki dinde de erkeklerin sünnet ettirilmesi geleneği vardır. Yahudi fıkhî ile İslam fıkhî birbirine çok benzer.

Filistin meselesini Yahudiler ve onların müttefiki Hristiyanlar ile Müslümanlar arasında bir savaş olarak görmek rasyonel olmadığı gibi reel polıtığede uymaz. Gerçeğin böyle olmasını bir an önce “şehit olmak istemeyen” hiçbir Müslümanın isteyeceğini sanmam. Çünkü Hristiyan ve Yahudiler ile Müslümanların askeri, ekonomik güçleri birbiri ile kıyaslanamayacak kadar orantısızdır. Sadece şu örneği vermekle ne dediğim daha iyi anlaşılacaktır. Fransa’nın askeri ve ekonomik büyüklüğü tüm İslam dünyasından fazladır! Bu nedenle İsrail savaş ittifakı yapmış bir Hristiyan dünyasının karşısında İslam dünyası kimse kusura bakmasın ama bir kartal ile bir serçenin kavgasına benzer. Bugün Tramp’ın aldığı karara itiraz eden birçok Hristiyan devlet var. Batıdaki sosyalistler, liberaller, hümanistler İsrail’in politikalarını tasvip etmiyorlar ve birçok grup aktivist, sivil toplum örgütü yıllardır bizdeki İslami gruplar gibi Filistin halkının mücadelesine destek veriyorlar. Bu nedenle İslamcı grupların romantik söylemleri gerçeği yansıtmıyor. Bu söylemler egemen oldukça Filistin davası daha fazla yalnızlaşma riski ile karşı karşıya kalıyor. Hele hele bu söylemleri İran gibi “İsrail’i yok edeceğiz” şeklinde provokatif bir devlet söylemi ile terör gruplarının söylemlerine dönüştüğünde Batı’da Filistin halkının masumiyetine olan inanç zayıflıyor. Batı ve ABD ikna edilemeden sadece savaşarak Filistin meselesi Filistinlilerin lehine çözülemez. Reel politik gerçek maalesef budur.   

İBRAHİM DİLMAÇ

    07.12.2017        

 

 

 

      

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI