• 26 Temmuz 2021 07:24

Yalnız adam...


Dünya da yalnız, ülkede yalnız, partisinde yalnız… O bir yalnız adamdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tıpkı geçmişteki büyük liderlerde olduğu gibi “değerli yalnızlık” denilen bir pozisyonda. Bütün kararları, bütün adımları, bütün uygulamaları doğrudur demiyorum. Böyle bir iddia içinde değilim ama, ABD, AB ve İsrail’in aşırı derecede rahatsız olacağı siyaseti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kafadan haklı olduğu güçlü şüpheyle ortadadır. Avrupa Parlamentosunun (AP) aldığı yeni karara şaşırmadım. AB ile ilişkilerimizin dondurulması, müzakerelerin durdurulması noktasındaki tavsiye kararı, Batı’nın tipik çifte standardından başka bir şey değil. Üstelik, buna ilk kez tanıklık yapmıyoruz. “Fırat Kalkanı” harekatıyla, Tayyip Erdoğan’ın dünya liderliği tescil olurken, ABD ve AB ülkelerinin de ezberleri bozuldu. Özellikle 17/25 Aralık tarihi bir milat oldu. Bu tarihten sonra, o zaman ki bilinen adı “Gülen Cemaati” ile ilgili kuvvetli şüphe, Fetullahçı Terör Örgütü adıyla anılmaya başladı. Gel görelim ki, bunu ilk ve en çok fark eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı. O zamanlar AK Partinin genel başkanı ve başbakan olmasına rağmen, Erdoğan’ın fark ettiği bu gerçeği, ne yazık ki parti içindeki en etkin isimlerin hiçbirisi kabullenmedi. Erdoğan’ın yalnızlığı tam da burada başladı. FETÖ ile mücadeleyi, nerdeyse Erdoğan tek başına yaptı. Cumhurbaşkanı olduktan sonra da, terör örgütü dediği bu paralel yapıyla en etkin mücadeleyi verirken; Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Abdülkadir Aksu, Sadullah Ergin gibi kabine üyesi ve parti yönetiminde etkin isimler bu paralel yapıyla ilgili karşıt açıklamalar yapıyordu. Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte partiyi emanet ettiği isim Ahmet Davutoğlu, öncelikler eylem planı içerisinde FETÖ ile etkin mücadele konusunda söz vermesine rağmen; deyim yerindeyse parmağını dahi oynatmadı. Bürokrat atamalarında adeta siyaset tıkandı. Erdoğan ile Davutoğlu ortak akılda uzlaşmasına rağmen, 20 aylık Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde anlaştıkları temel ilkelere ilişkin ciddi adımlar atılmadı. Bunları hatırlatırken, önyargılı ve suçlayıcı bir iddianın peşinde değilim. 15 Temmuz darbe/işgal girişimine nasıl geldiğimizin bir özetidir bu. Ve gerçekten bu tarihe kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünyada, ülkede ve partisinden bir yalnız adam, değerli yalnızlığını dibine kadar haklı temellere oturtan bir liderdir. Türkiye’nin biriktirdiği başta terör örgütü PKK olmak üzere, DAEŞ ve AB sorunu ortadayken, şimdiler de başat sorun olduğu anlaşılan FETÖ mevzusu, Türkiye’nin birincil derecede sorunudur. Bütün bunlarla baş etmek zorunda olan ülkemiz; özellikle iç ve dış düşmanın kuşatma denemeleriyle karşı karşıyayız. AP’nin kahır ekseriyetle aldığı kararla, bir kez daha Türkün Türk’ten başka dostu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu söz önceden bana da rijit geliyordu. Lakin, birkaç ülke dışında bir çok İslam Ülkesi kapsamındaki yönetimlerin Türkiye’nin açık düşmanı olan ülkelerle aynı çanağa baktıkları ve güdümlü siyasetin figürleri oldukları biliniyor. Bir yalnız adamdır, Recep Tayyip Erdoğan’dır. İkiyüz küsur ülkenin içinde doğruları dran dran söyleyen bir “deli liderdir” Erdoğan’dır. Hani diyor ya, “Dünya 5’ten büyüktür” diye, inanın bu sözün tevilini ancak şöyle yapabiliriz: Erdoğan 5’ten büyüktür… Zira, bunca iç ve dış hainlerin sırtından hançerlemelerine rağmen, irili-ufaklı özellikle batı ülkelerinin sürdürülebilir aleyhte kampanya ve tavırlarına rağmen, doğru bildiği yolda yürüyen bir adamdır, Cumhurbaşkanı Erdoğan… Değerli yalnızlığına, değerli vizyonunu, değerli ideallerini, değerli inancını, değerli tarihini, değerli millet aşkını harman etmiş bir liderdir, Erdoğan.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Haz

Tokat'ın Ahi Evran'ı

23Haz

Pargalı...

22Haz
19Haz

TOSİAD son hız

16Haz

Süleyman Akbulut mu dediniz?