• 23 Nisan 2021 20:51

Bu “hayır” ihtimali olmasa…


İyi ki bir ihtimal daha var ki, oda referandumda hayır çıkabilir! Bu ihtimal, hem başkanlık sistemini destekleyen evetçileri, hem de tam karşısındaki hayırcılara motivasyon sağlıyor.

Sonucu belli bir kampanya, oranı belli bir seçim hiçte heyecan verici olmaz. O nedenle, “hayır ihtimali” var ya, çok önemli… Yani ya hayır çıkarsa… Daha öncede ifade ettim, bu referandum öyle çantada keklik değil. Her iki taraf içinde. Diyelim ki, o bir ihtimal oldu ve referandum da başkanlık sistemi kabul edilmedi.

AK Partinin bir B-C planı var mı acaba? Millete dönüp, ha öyle mi demek hayır dediniz al o zaman erken seçim der mi?

Diyelim ki dedi ve erken seçim oldu. Muhtemelen HDP baraj altında kaldı, CHP bir-iki puan kayıp yaşadı. AK Parti’de 367 veya üzeri bir milletvekili sayısıyla meclise girdi. 18 Maddelik anayasa değişikliği, daha doğrusu başkanlık sistemini getirir mi? Yani nasıl olsa mecliste yeterli sayım var, referandumda halkın kabul etmediğini mecliste çözerim der mi?

Demokrasi okumalarını politik kurnazlık çerçevesinde işletilirse, bu söylediklerimi pekala yapabilir. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı değerli hemşerimiz Özlem Zengin’in Habertürk’ten Kübra Par’a verdiği röportajda, “Hükümete yakın isimler, ‘Evet’ oranının yüzde 60 - 70 civarında olduğunu söylüyor” şeklindeki soruya karşılık “Yok, ben öyle bakmıyorum. Net oran vermek doğru değil ama ben şu anda yüzde 50 bandına yaklaştığı kanaatindeyim” şeklinde cevaplıyor. Özlem Hanım’ın daha önceki “Hayır diyenlerde, evet diyenlerde vatanseverdir” sözü, bütün ülkeye bir rahatlama sağlamış, kamplaşmaya doğru hızla giden bir gerginleşme fay hattını da onarmıştı. Bu yeni ve makul açıklamasıyla Özlem Zengin iki şey yapıyor:

1- Özellikle AK Parti teşkilatlarına asla rehavete kapılmayın, çok çalışın, durum o kadar kolay değil mesajını veriyor.

2- Hayır cenahına da, normal bir kampanya yapın kardeşim, saçma sapan retorikler yerine, meydanlarda derdinizi halka anlatın diyor. Referandumda evet cenahının en önemli kozu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanlara inmesidir. Bir siyasal seçim olmadığı içinde, Cumhurbaşkanının bu kampanyada yer almasında bir beis gözükmüyor.

Zira, mevzu kendisini ve bulunduğu makamı doğrudan ilgilendiriyor. Burada da, hayır cenahının dudaklarında kıpır kıpır duası, cumhurbaşkanının meydanlara inmemesi ihtimalidir. Demek ki neymiş, hayırcıların da gönlünde yatan aslan ihtimal buymuş. Anketlere göz attığımızda ise, belli ki “hayırcılar” ile “evetçilerin” kamuoyu yoklama şirketleri şimdiden ayrılmış ve ona göre algı operasyonunu sosyal medyada başlatmışlar. Hatta, yazılı ve görsel basında da anket sonuçları yayınlanmaya başladı, bile.

Şöyle bir sistemim var. Karşıt kamuoyu yoklama sonuçlarını topluyorum, sonra da ikiye bölüyorum. Her zaman iyi sonuç vermiyor ama, öteden beri böyle bir matematik yolunu deniyorum. Mesela, hayırcılar anketlerinde sonuçları nerdeyse bıçak sırtı gösteriyor. Birisinde hayır oy oranı %51, diğerinde de %53. Evetçilerin anketinde birisinde %54, diğerinde %62…

Belli ki hayırcılar çok temkinli, umutları coşkusuz, ihtimalleri gürül gürül değil. Diğer referanduma baktığımızda, evetçilerin de bu sefer öyle gümbür gümbür olduğu söylenemez. Her iki cenahında akıllarının köşesinde karşı cenah için bir ihtimal var dedikleri anlaşılıyor. Bütün bu vasat analizlere rağmen, referandum da bıçak sırtı bir sonuç değil, açık ara bir sonucun evet şeklinde olacağını düşünüyorum. Hadi düşünmeyeyim, tahmin ediyorum. Lakin, başta siyasi partilerimiz olmak üzere, bu ülkenin eşit haklara sahip tüm yurttaşları; referandumu siyasal oylama değil, sistem ve anayasal değişiklik onayı olduğunu bilmelidir ve asla unutmamalıdır. Burada herhangi bir siyasi parti tercihimiz yok. 150 yıllık meclis ve demokrasi birikimimizi daha uçlara taşıma, bürokratik manialara son verme, statüko ve tüm vesayetleri tarihin çöplüğüne atma seçimidir, bu referandum.

Öyle Nihal Osmanoğlu’nun dediği gibide; ne demokrasiden, nede parlamenter sisteminden vaz geçmeyiz. 5. Kuşak torun Nihal Osmanoğlu’nun dedeleri, bizim gurur duyduğumuz ecdat Osmanlı Hanedanına saygımız büyük ama, cumhuriyet ve demokrasinin karşısında yeniden padişahlık ve hanedan sultasını inşa etme gibi bir arzumuz da yok.

600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu, tarihimizin en şerefli, en müstesna yerindedir. Ancak, bugün ki duruma bakıpta, demokrasiden vaz geçip yeniden hanedan saltanatına da bir özlemimiz yok. Nihal Hanım, bu sistem değişikliğine destek verirken, kendi iç dünyasındaki hanedan saltanatı özlemini de bastırmasında yarar. Zira, Türkiye cumhuriyet ve demokrasiden asla vaz geçmeyecektir.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI