Müslüman-Türk isimli yerli-yabancı unsurlar ve 'Sünepe Türkiye'yi özleyiş

1915 Ermeni olaylarında ülkenin farklı yerlerine dağıtılmış bir kitle var…1935 yılında soyadı kanunu ile birlikte büyük çoğunluğu Müslüman Türk isimleri alarak topluma karışmış ama ne kimliğini ne de benliğini asla unutmamışlardır… Cumhuriyet tarihinde yaşadıklarımızla yakından alakalı bu konu.

PAYLAŞ

Şükrü Kanber yazıyor...

 

 

1935'te Türk-Müslüman kimliği arkasına saklanmış, 86 yıldır milletin tepesinde boza pişiren bir kesimin hikayesi...

 

"Sünepe Türkiye"yi özleyiş

ve

 

"Bağımsız, gücünün farkında, tarihini ve geçmişini arayan ülke Türkiye” portresine isyan

 

1915 Ermeni olaylarında ülkenin farklı yerlerine dağıtılmış bir kitle var…

1935 yılında soyadı kanunu ile birlikte büyük çoğunluğu Müslüman Türk isimleri alarak topluma karışmış ama ne kimliğini ne de benliğini asla unutmamışlardır…

Sayılar değişebilir ama o günkü rakamlara göre 800.000 civarında Ermeni’nin ismini değiştirdiği pek çok kaynakta mevcut.

Türkiye’nin 1935 yılı nüfusunun 16 milyon olduğu düşünülürse, bugün sayılarını basit bir kıyaslama yaparak anlamak mümkün.

O günün Türkiye’sinde neredeyse yüzde on beşlere varan bir sayı bu.

Düşünün şimdi kaç milyon olduklarını…

İki yıl önce nüfus kütükleri açıldığında pek çok kişinin hangi kökenden olduğu hafiften ortaya çıkmıştı da epey bir şaşkınlık nidası ortalığı kaplayıvermişti.

Peki, bu kitlenin ortak özellikleri ne?

En başa Türk-İslam düşmanlığını koyabiliriz, tüm hareketlerini ve tutumlarını bu ana eksen belirliyor…

Yönetilebilir ve uysal Türkiye yıllarında zaten bunlar içeride her şeye hakim oldukları için bu ayrıksı yönleri çok ortaya çıkmıyordu.

Özellikle 28 Şubat’ta dolaşımda olan “çağdaşlık, aydınlanmacılık, ilericilik, devrimcilik” yüceltilirken ötekileştirilmiş/itilmiş/kötülenmiş “irtica, sakal, başörtüsü, siyasal İslam” simgeleri üzenden ülkeyi yönlendiriyor ve yönetiyorlardı.

Tüm askeri darbe dönemleri bunların altın yıllarıydı.

O zamanların uysal ve uluslararası arenada söyleneni yapan sünepe Türkiye’si bunlar için yönetilebilir kıvamda olduğu için gayet verimliydi.

Ancak Özal ile hafiften başlayan, rahmetli Erbakan ile kendini göstermeye çalışan, karakterini Tayyip Erdoğanlı yıllarda ortaya koyan “bağımsız, gücünün farkında, tarihini ve geçmişini arayan ülke Türkiye” portresi bunların dayanamadığı, katlanamadığı, asla ve asla kabullenmediği bir durum.

Cumhuriyet tarihi boyunca siyasete, ekonomiye, kültür/sanat dünyasına, medyaya, akademiye, sivil toplum kuruluşlarına, kamu bürokrasisine egemen olmuş, önleri hep açılmış bu kitle, şimdilerde ellerinde kaymakta olan bir ülke olduğunun farkındalar.

(…)

Gerçek Hayat yazarı usta gazeteci Şükrü Kanber, Haber Platosu için kaleme aldı.

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN