• 24 Haziran 2021 19:24

HALK BANK (MEHMET HAKAN ATİLLA) OLAYININ GÖZDEN KAÇAN YÖNÜ


Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı ABD'de tutuklandı. Daha bir kaç gün öncesinin haberi. ABD hukuku açısından bu olay sıradan bir adli vaka gibi. Bir yanı siyasi. Zaten, konuya esas teşkil eden karar ABD hukukunda İran'a ambargo konulmasına ait düzenlemelerden ortaya çıkıyor.

 

Bu konuda, iddianamenin içeriğini tam anlamıyla tercüme etmeye çalışmadan, konuya farklı bir açıdan bakacağız. İddianameye ilişkin genel bilgiler aşağıdaki gibi. Ancak, bu şikayetin 7. sayfasında yer alan dipnotta; "bu konuşmalar esas olarak Türkçe olarak oluşmuş olup, bu şekilde tespit edilmiştir. Bu konuşmaların tespitleri İngilizce çeviri ve özetleri temelindedir. .... Ayrıca, bir Türk çevirmen ile yapılan görüşmeden ve bu şikayette belirtilen her iki telefon görüşmesinin de bir Türk çevirmen yardımıyla çevrilmesinden ve (Atilla'nın) youtube sitesindeki sanıklarla herkese açık kayıtlarının yanı sıra, Atilla'nın bu iddianamede tanımlanan çağrılarının birçoğunun başında kendisine atıf yapıldığı veya adıyla tanıtıldığı, burada açıklanan iletişimde kaydedilen kişinin sesinin Atilla'ya ait olduğu anlaşılmaktadır." ifadesinin bulunmasından, ayrıca benzer ifadelerin şikayet belgesi içeriğinde de yer almasından yola çıkarak bir şeyler ifade etmeye çalışacağız.

 

Atilla'nın tutuklanması, bir FBI ajanın görev yaparak bilgi ve belge toplaması neticesinde, bunları ABD adli merciilerine sunarak şikayette bulunmasına bağlı olarak ortaya çıktı.

 

Burada bu bilgilerin toplanması için iki yol ortaya çıkıyor. Birinci yol, tanıdık ajan terörist FETÖ. FETÖ'nün dinleme yaptığını bilmeyen kalmadı. Koca bir Kurum da bu yüzden yenilendi. Birinci yola göre FETÖ yaptığı bilgileri FBI ajanına aktarmış olmalı. Bu durumda, Türkiye dinleme konusunda açılmış olan adli dosyala, olayın Türkiye boyutunu çözecek boyutta.

 

FBI ajanının şikayetinde yer alan konuşmalar, FETÖ tarafından FBI ajanına aktarılmadıysa, dinlemelerin yapıldığı tarihlerde Zarrab ve Atilla ABD'de değilse, yada her ikisi veya en azından biri Türkiye'de ise, o zaman FBI ajanı bu konuşmaları hangi kaynaktan elde etti?

 

Hangi kaynak olduğu ifade edilemiyorsa ya da dineleme tarihleri 2013 yılı Şubat ve Mart ayları olduğundan Zarrab ve Atilla o tarihlerde Türkiye'de ise, buna rağmen dinleme yapılmışsa, bunlar FETÖ tarafından iletilmemişse, o zaman bu konuşmaların dinlenilmesinin doğrudan ABD tarafından yapıldığının ve kayıt altına alındığının söylenilmesi güç kazanıyor.

 

Yani, Türkiye'deki bir konuşmayı, ABD doğrudan dinleyerek elde etmiş oluyor.

 

İşte bu noktada, bizim hukukumuza dönüyoruz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 135. maddesinin dinlemeye ilişkin bir kaç fıkrasını anımsatmak istiyoruz.

"Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 135: Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması

(1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, ağır ceza mahkemesi veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi (…) dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl mahkemenin onayına sunar ve mahkeme, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya mahkeme tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. Bu fıkra uyarınca alınacak tedbire ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle karar verilir. İtiraz üzerine bu tedbire karar verilebilmesi için de oy birliği aranır.

(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz."

 

Buradan anlaşılması gereken, Türkiye sınırlarında bir dinleme yapılacaksa, buna ilişkin kararın Türk Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından, gecikmesinde sakınca olan hallerde Türk Cumhuriyet Savcılarının kararı ile alınabileceği.

 

9. fıkra ise, başkasının bu usul dışında dinleme yapamayacağını, kayıt altına alamayacağını ifade ediyor.

 

Bu durumda, ABD'nin iddianamesinde yer alan dinlemeler ve kayıtlar değerlendirildiğinde;

 

- Zarrab ve Atilla dinlemeler yapıldığında ABD'de ise konunun Türk Hukuku açısından sorun oluşturmayacağı,

- Zarrab ve Atilla Türkiye'deler ancak bu dinlemeler ve kayıtlar FETÖ tarafından elde edilerek ABD'ye iletilmişse, Türkiye'de mevcut dinleme soruşturma ve kovuşturmaları içinde değerlendirilebileceği,

- Zarrab ve Atilla Türkiye'deler ancak bu dinlemeler ve kayıtlar FETÖ tarafından elde edilerek ABD'ye iletilmemişse, ABD tarafından bilgi kaynağı da açıklanamıyorsa, bu durumda Türkiye sınırlarında Türk Hukukuna aykırı şekilde dinleme yapılmasının ve kayıt alınmasının Ceza Muhakemesi Kanunun 135. maddesi açısından ve diğer ilgili ceza hukuku açısından sorun olşuturacağı açıktır.

 

Biz bu konuların iç durumlarına ait bilgilere sahip değiliz. Sadece tutuklamaya esas gösterilen aşağıda linkini verdiğimiz belge üzerinden edindiğimiz bilgiler altında bir kısım değerlendirmeler yapıyoruz.

 

Son sözümüz ise; eğer üçüncü durum mevcut ise, ABD'li yetkililerin en azından iddianamesinde bu bilgilere yer veren FBI ajanının Türk mevzuatına aykırı hareket ettiğini ifade edemez miyiz?

 

İddianameye (suçlamaya) ilişkin genel bilgileri ise aşağıda sunuyoruz.

 

YEMİNLİ İDDİANAME

 

Onaylayan:Michael LOCKARD, SIDHARDHA KAMARAJU, DAVID DENTON (Yardımcı Birleşik Devletler Avukatları)

 

Evveli:Sayın James C. FRANCIS IV (Birleşik Devletler Sulh Hakimi/Yardımcı Hakim)

 

Mühürlü Şikayet:17 MAG 2197

 

Taraflar:

Amerika Birleşik Devletleri

Mehmet Hakan ATİLLA (Süpheli)

 

Suç Yeri:New York

 

... Jennifer A. MCREYNOLDS, yemin ederek, harcını ödeyerek ve Federal Büro Araştırma Özel Ajanı olduğunu ifade ederek ve takip eden suçlamaları (yükümlülükleri) yöneltti.

 

Birinci:

 

1- Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Kanununu İhlal Şüphesi

 

Süresi:2010'da veya yakın zamanlarında, 2015 dahil olarak, 2015 yılına kadar,

 

Yeri:NewYork Güney Bölgesi, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğerleri.

 

İlgili Maddeler:50. Başlık. ABD Düzenlemesi, 1705. bölüm, Federal Düzenlemeler, Bölüm-560.203, 560.204, 560.205, 561.202, 561.205

 

2- Banka Dolandırıcılığı Şüphesi

 

Süresi:2010'da veya yakın zamanlarında, 2015 dahil olarak, 2015 yılına kadar,

 

Yeri:NewYork Güney Bölgesi, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğerleri.

 

Alt başlıklar:

 

a) Zarrab ve İran Olayları ile Atilla'nın 2011'den beridir Banka'nın yöneticisi olması.

 

b) Türk Bankası aracılığıyla İran için mali işlemler yapabilmek adına hileli gıda ihracaatı.

 

Bu bölümde Mehmet Hakan ATİLLA ile Rıza ZARRAB arasındaki 2013 yılına ait telefon görüşmeleri yer alıyor.

 

Şikayetin 7. sayfasında yer alan dipnotta; "bu konuşmalar esas olarak Türkçe olarak oluşmuş olup, bu şekilde tespit edilmiştir. Bu konuşmaların tespitleri İngilizce çeviri ve özetleri temelindedir. .... Ayrıca, bir Türk çevirmen ile yapılan görüşmeden ve bu şikayette belirtilen her iki telefon görüşmenin de bir Türk çevirmen yardımıyla çevrilmesinden ve (Atilla'nın) youtube sitesindeki sanıklarla herkese açık kayıtlarının yanı sıra, Atilla'nın bu iddianamede tanımlanan çağrılarının birçoğunun başında kendisine atıf yapıldığı veya adıyla tanıtıldığı, burada açıklanan iletişimde kaydedilen kişinin sesinin Atilla'ya ait olduğu anlaşılmaktadır." ifadeleri yer almaktadır.

 

Konuşma tarihleri: Zarrab-Atilla: 02 Haziran 2013, 03 Haziran 2013, 09 Haziran 2013,

 

Jennifer A. McReynolds

Özel Ajan- FBI

 

Eki: Yardımcı İddianame (Zarrab vd. iddianamesi)

 

Belge Kaynağı: https://www.justice.gov/usao-sdny/press-release/file/952856/download

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Ara

YERLİ OTOMOBİL

24Ekm
23Eyl

IMF BİR ÜLKEYİ NASIL BATIRIR !

23Eyl
19Ara

YENİ VİZYON, YENİ PENCERE