• 28 Temmuz 2021 21:01

Kim kazanır, kime oy vereceğiz?-1


  

   

       24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan; Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin Milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

      Yarım asırdır onlarca seçime çok yakından tanıklık ettik, içinde bulunduk, bir dönem milletvekili adayı olarak da bu seçimlerin bir parçası olduk.

       Her seçim öncesi; “bu seçimler çok önemlidir” denir. Her seçim mutlaka önemlidir ancak bu sefer çok farklı bir durum mevzubahistir. Yeni bir sistemin, “Başkanlık Sisteminin” uygulamasına geçilecek. Çıkacak netice, daha başında sistemi kilitleyebilir, başkaca vahim neticeler doğurabilir, belki de eksikleri giderilerek tüm kesimleri memnun edecek hale getirilebilir.

       Bu seçimler çok bilinmeyenli  denklem gibi!...

       Kazananlar kaybedecek, kaybedenler kazanacak belki

       Cumhurbaşkanlığını kazanan belki milletvekilliğini kaybedecek ki bu durumda her iki ittifak da kazanmamış olacak aslında!

       Bu durumları, olabildiğince objektif olmaya gayret göstererek kısa bir analiz yapmak istiyorum. Ancak bundan önce belirtmeliyim ki, bir kısım ulusal medya dâhil, sosyal medyadaki; küfürlü, hakaretli, iftiralı yaklaşımlar çok üzücü. Kim kazanır bakacağız ama kimlerin kaybedeceği çok açıktır. Parti gözetmeden ifade etmek gerekirse bu mübarek Ramazan ayında; iftiracılar, yalancılar, kendi kardeşlerine hakaret ve küfrü reva görenler, düzenbazlar, yalaka ve dalkavuklar, ülke menfaatini değil de kendi biricik çıkarını düşünenler, dini ve milli değerlerimizi politik amaçlarına payanda yapanlar, samimiyetsiz ikiyüzlüler kesinlikle kaybedeceklerdir.

       Sözüm aslında sıradan vatandaş için değildir. Bir Kırgız atasözü şöyle der; “Halk bir denizdir, derin yeri de vardır, sığ yeri de”

       Asıl ülkeyi yönetme iddiasında olan, büyük büyük laflar ederken karşısında olanlara olmadık hakaretleri yapan bir kısım başlar ile onlara yalaklıkta yarışan dalkavuk yazarçizer takımınadır sözlerim.

      Seçim dönemi!...

      Atatürk’ten hiç hazzetmeyenler ona selama duruyor, İslami değerlerle kavgalı olanlar da namaza duruyor.

      Seçilecekler avcı, seçmenler av ya!...

      Kandırın kandırabildiğiniz kadar !...

      “Hayırlısı olur inşallah” diye dua ediyorum, dua ederken de hemen aklıma Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in “dua” şiiri geliyor.

 

     “Bıçak soksan gölgeme,
     Sıcacık kanım damlar.
     Gir de bak bir ülkeme:
     Başsız başsız adamlar...

     Ağlayın, su yükselsin!
     Belki kurtulur gemi.
     Anne, seccaden gelsin;
     Bize dua et, emi!”

 

 

      Biz kime oy vereceğiz…

 

      Doğrusu kime oy vereceğime çoktan karar verdim. Ancak bu seçimlerde maalesef oy kullanamıyorum. Kullanabiliyor olsaydım, Aziz Yıldırım’ın tehdit ve şantajlarına boyun eğmeden Ali Koç’a oyumu verecektim. Şimdilik sadece dualarımı gönderebiliyorum.

      Evet, 2-3 Haziran tarihlerinde yapılacak olan, başkan ve yönetim kurulunun seçileceği Fenerbahçe Kongresinden bahsediyorum. “Nereden çıktı şimdi bu” demeyin, yakından takip edenler görecektirler ki bu kongredeki seçimler ile 24 Haziran’da yapılacak, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri birbirine çok benziyor.

      Aziz Yıldırım’a minnettarız, müthiş bir tesisleşme hamlesi ile FB’yi büyüttü, amatör spor dallarında diğer 17 kulübün toplamından fazla madalya ve kupa kazandırdı. Ama futbolda ezeli rakip GS’ın gerisine düştü. Velhasıl taraftarı tam anlamıyla mutlu edemedi. Bir kulübün başkanı 20 yılda yapacağını yapar zaten, sen yapacaklarını yaptın, yaptıklarını anlatarak FB’ye zaman kaybettiremezsin. Yeni bir heyecanla yeni bir şeyler yapılması gerekir değil mi? Aziz Yıldırım, “yönetimde benim doğrularım var” diyor, Aykut Kocaman, “futbolda benim doğrularım var” diyor. Yok kardeşim sizin doğrularınız çağdışı kaldı, yeni bir şeyler gerek.

 

      Cumhurbaşkanı, Erdoğan ya da Akşener olacaktır!...

 

      Gelelim 24 Haziran seçimlerine…

      Kim kazanır?

      Peşinen söyleyelim, Erdoğan ya da Akşener’in cumhurbaşkanı olma ihtimalleri vardır. Elbette favori R. Tayyip Erdoğan’dır.

      Muharrem İnce’nin seçilme şansının olmadığını kendisi de biliyordur. İkinci tura kalabilir, o vakit Erdoğan açık ara cumhurbaşkanı olur. Seçim zamanı muhafazakâr seçmene yaklaşarak oralardan çok fazla oy devşiremezsiniz. Biz sizin cemaziyelevvelinizi de biliriz. CHP her seçim dönemi bunu yapıyor ama; “samimiyet hakikatten evladır” diye bir söz vardır, sonra; “hayvan terli yemiyor” diye de bir söz vardır, teşbihte hata olmaz tabi.

       Kılıçtaroğlu önce Cumhur İttifakına, sonra da dönüp kendi kalesine gol attı.

       Nasıl mı?

       İYİ Partinin bir şekilde önü kesilmek istendi, seçime sokulmaması için baskın seçim yapılmasına karar verildi. CHP kendisinden beklenmeyecek bir performans göstererek, 15 milletvekilini İYİ Partiye göndererek grup kurmasını ve dolayısıyla da İYİ Partinin seçimlere katılmasını sağladı. Demokrasi adına hiç de fena sayılmayacak bir hamleydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli böyle bir hamleyi beklemiyorlardı.

       Evet, Kılıçtaroğlu Cumhur İttifakına bir gol atmıştı.

      Sıra gelmişti Millet İttifakının Cumhurbaşkanı aday tespitine.

       Bir takım tartışmalardan sonra birinci tur seçimlere her partinin kendi adayları ile katılmasına karar verildi.

       İlk adaylığını açıklayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener oldu.

       CHP Genel Başkanı adaylarını açıklamadan üç gün önce; “Çok şaşıracağınız, ekonomiyi de bilen bir aday açıklayacağız” dedi.

       Kulislerde, İlhan Kesici ismi konuşulmaya başlanmıştı ki, ekonomiyi bilmeyen, aylardır adaylığı konuşulan Muharrem İnce’nin adaylığı açıklandı.

       Şaşırdık mı, evet şaşırdık…

      Kılıçtaroğlu sağ gösterip sol vurmuştu!...

      İlhan Kesici, muhafazakâr seçmenin rahatlıkla oy verebileceği, ekonomiyi de bilen biriydi.

       Ama ne olduysa 3 gün içerisinde oldu, neler döndüyse bilemiyoruz. Kılıçtaroğlu bu hamlesi ile de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı rahatlattı ve sevindirdi. Muharrem ince ikinci tura kalırsa, Erdoğan elini kolunu sallaya sallaya açık ara oy farkıyla cumhurbaşkanı olur. Muhafazakâr seçmenin önemli kesiminin İnce’ye oy vereceğini düşünmüyorum. Yani Kılıçtaroğlu ikinci golü de kendi kalesine atmıştı. Bu bir tezgâh mıydı bilemiyoruz tabi ki!...

       Meral Akşener ikinci tura kalırsa seçilme şansı İnce’ye göre çok daha fazladır. Ancak burada da belirleyici HDP olacaktır. Zira ikinci turda Erdoğan ile Akşener’in yarışması halinde AK Parti zımni de olsa HDP ile anlaşması daha kolay olacaktır. Akşener’in böyle bir ittifak içerisine girebileceğini zannetmiyorum.

       Cumhur İttifakının, Akşener’i yok saymasından, sürekli İnce’yi muhatap almasından, yazılı ve görsel medyanın Akşener’e büyük bir karartma uygulamasından da anlayabileceğimiz gibi ikinci tura İnce’nin kalması isteniyor.

      Muharrem İnce de seçilmemek için elinden geleni yapıyor.

      FETÖ’nün iadesi polemiği ne alaka!...

      Amerika FETÖ’yü iade edecek olsa, tek sayfa yazı ile iade eder zaten…

      Ekonomi konuşsana kardeşim…

      Dolar 5 liraya dayanmış, al sana fırsat. Mantıklı makul çözüm önerilerini getir. Öyle bol keseden vaatlerle ekonomiyi kurtaramazsın.

      Tam aksine seçimlerden sonra her şeye zam furyasını yaşayacağız. Durum vahim ama çözüm öneriniz yok.

       Vatandaş oy verirken birinci öncelik olarak refah seviyesini düşünüyor. Bugüne kadar yapılan seçimlerde bunu göremediniz mi?

      Üstelik FETÖ ile mücadelede iki yüz bilmem kaç sayfalık seçim manifestonuzda tek kalemlik bir şey yoktur.

 

      Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde nasıl bir tablo çıkabilir?

     Türkiye’yi nasıl bir süreç bekliyor?

      Kimler kazanırken kaybedecek, kimler aslında kaybederken kazanacak?

      Kemal Kılıçtaroğlu bu sefer genel başkanlık koltuğunu da kaybedecek mi?

      Erdoğan’ın bu son seçimi mi?

      İkinci bölümde devam edeceğiz inşallah…

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Vural TURAN | 00 0000 00:00

    Aynen katılıyorum. Sanki ben söyledim sen yazdın. Teşekkürker.