• 24 Haziran 2021 19:00

Ben Türkçüyüm, Cumhurbaşkanı Erdoğan da!…


 

        “Türk’üm demek hakkındır, ama Türkçülük yapamazsın, Türkçülük bölücülüktür. Kürt’üm demek hakkındır, Kürtçülük yapmak bölücülüktür”

        Bu gerçekten akıl tutulmasıdır!...

        Burada iki büyük yanlış vardır. Birincisi; “Türk” bir milletin adıdır, Türkiye’de yaşayan “Kürt” ise bir etnisitenin adıdır.

        Hani Cumhurbaşkanımız diyor ya; “Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan” Bu ifadelere canı gönülden katılıyoruz ve zaten farklı düşünmemiz söz konusu da olamaz…

        Ancak bu sözlerle; “Türkçülük de Kürtçülük de bölücülüktür” demek çok büyük tenakuzdur.

       “Türk” bir milletin adıdır, Türkiye’deki 20’ye yakın etnik yapıdan biri olan “Kürt”ü, Türk Milletinin yanında ayrı bir millet gibi sunmak demek, tek millet ilkesine ters düşer.

        Milletin tanımını doğru yapmadığınız takdirde bu tür yanlışlara düşmek de mukadder olur.

        Bakın, Türkçülüğün babası sayılan Ziya Gökalp başta olmak üzere, Türk aydınlarının tamamı milleti bir kültür birliği olarak tarif etmiş ve öyle algılamışlardır. Yani millet, aynı kültürü paylaşan toplum, içtimai birim olarak anlamlandırılmıştır.

        Büyük Türkçülerden İsmail Bey Gaspıralı da; “Dilde birlik, fikir de birlik, işte birlik” demiştir.

         Millet olmanın yolu; dilin bir ise ve ülkün de aynıysa, yani; “tek devlet, tek vatan, tek bayrak” diyorsanız o vakit fikir birliğiniz de vardır ve siz bir milletsiniz.

       Tarihe biraz göz attığımızda, dilini kaybeden milletlerin yok olup gittiğini görürsünüz. Aslında milleti millet yapan en büyük unsur dildir, lisandır.

       Büyük mütefekkir, rahmetli Nevzat Kösoğlu ağabey bu hususda bakın neler söylüyor; “Bizim milletimizin yapısına en uygun olan da Ziya Gökalp’in verdiği tariftir, yani millet, aynı kültürü paylaşan içtimai topluluktur.

        Kültür nedir? Kültür, bir milletin yaşama biçimidir bütünüyle. Maddi ve manevi aklınıza gelen bütün unsurları onun içerisine katın, onların oluşturduğu bir yaşama biçimi vardır; o kültürdür.

         Maddi ve manevi unsurlar derken, dil, din, mimari, aynı vatan sahip olmak, aynı devletin bayrağı altında yaşamak, geçmiş zamanlardan beri ortak bir tarihi paylaşmak, ortak ülküleri benimsemek, aynı heyecanları taşımak, aynı musikiye sahip olmak, aynı yemeklere, aynı damak zevkine sahip olmak, ortak inançlar; bunları çok daha genişletebiliriz. Bütün bu ortaklıklar, bir milleti millet yapan unsurların toplamıdır ve milli kültürü meydana getirirler. Bu yapıya sahip olan topluluğa da MİLLET denir.”

        Bin yıldır bu coğrafyada yaşayan dili Türkçe olan, dini İslam olan, kültürü bir, aynı bayrak altında, aynı vatan için can veren insanlara dünyanın her yerinde “Türk” denmiştir.

        Fransız, Alman, İngiliz, Rus ve diğer milletlerin içerisinde de onlarca etnik yapı vardır. Mesela Fransa’da 17 etnik yapı vardır. Ama biz hiçbir zaman bu etnik yapıları bilmeyiz, bilsek dahi neticeyi değiştirmez. Fransız vatandaşı olan ve Fransızca konuşanlara biz ve bütün dünya, “Fransız” deriz. Türkiye vatandaşı olan ve Türkçe konuşan, aynı kültürü paylaşan insanlara dünyanın her yerinde, “Türk” denir.

         Dünyanın neresine gidersen git, sana “Türk” diyeceklerdir. Hiç kimse senin etnik yapını sormayacaktır.

        Sen, Çerkez misin, Laz mısın, Türkmen misin, Kürt müsün, diye sormayacaklardır.

         1993 yılında KONDA A. Ş. in İstanbul’da yaptığı ankete göre Türklük dışında farklı bir etnik kökene sahip olduklarını ifade edenlerin yaklaşık  %70’i kendilerini Türk hissettiklerini söylemişler, Türk olarak tanımlamışlardır.

        Bugün için bu oran epeyce düşmüş olabilir. Sebebi de iktidarın bu tür söylemleri ayrışmaya yardımcı olmuştur.

         Küçük bir anımı nakletmek istiyorum. Birliğimizde bir albayımız vardı, etnik kökeni de Abhaza idi.

       Sordum; “Komutanım Abhaza’lar Türk değil mi?”

       “Hayır, Türk değiller ancak ben Türk’üm. Etnik kökenim Abhaza ama ben Türküm. Bugün Abhaza’lar ile bir savaş olsa ben Türk olarak onlara karşı hiç tereddüt etmeden savaşırım”

        Arabistan’da yaşayan Araplar, Arap Milletine aittir ama Türkiye vatandaşı olan, Türkçe konuşan, aynı kültürü paylaşan Arap etnik yapısına sahip olanlar dünyanın her yerinde Türk’türler.

       Etnik yapısını öne çıkartarak; Kürtçülük, Arapçılık, Çerkezcilik, Lazcılık yapanlar elbette bölücülük yapıyorlardır. Tüm etnik yapılar millet şemsiyesi altındadır. İki devletli millet olabilir ancak iki milletli devlet olamaz, olursa en fazla federasyon olur.

        “Tek millet” deyip, Türk’ün yanına Kürt’ü de koyarak sanki Türk Milletinin yanında bir de Kürt Milleti varmış gibi ifadelerde bulunmak doğru değildir. O vakit etnik kökeni Kürt olanların; “madem bizi ayrı bir millet olarak kabul ediyorsunuz, bağımsız devlet olma hakkımız vardır” diyebilirler.

 

      Türkiye’yi etnik bir mozaik olarak tanımlamak mümkün değildir.

 

       Türkiye’deki etnik grupların toplam nüfusu, genel nüfusun %10.03’ü olarak tespit edilmektedir. Böyle bir oranla Türkiye’yi etnik bir mozaik gibi göstermek, uluslararası ölçütle, bilimsel olarak mümkün değildir. Bir ülkenin etnik bir mozaik olarak tanımlanabilmesinin ön şartı nüfusun genel nüfus içindeki oranın en az %35 ‘ini oluşturmasıdır.

        Türkiye’de bugün nüfusları yüz bin ya da milyonla ifade edilebilen 6 etnik grup mevcuttur ve bunlar dâhil tüm etnik grupların toplam nüfusu, genel nüfusun yaklaşık %10’udur. Böyle bir oranla Türkiye’yi etnik bir mozaik olarak tanımlamak mümkün değildir.

       Bir ülkenin etnik bir mozaik olarak tanımlanabilmesi için 2 şart var,  bu 2 şartın birlikte var olması gereklidir.

       Bunlardan biri etnik çeşitlilik diğeri ve asıl belirleyici olanı, toplam etnik nüfusun genel nüfusun en az %35’ini oluşturmasıdır. Uluslar arası ölçü budur.

       Bir örnek olarak, 16’sının nüfusu 100000 ve milyonla ifade edilebilen toplam 17 etnik gruba sahip bir Fransa; toplam etnik nüfusun genel nüfusun %19’u olması nedeniyle etnik bir mozaik olarak tanımlanmasına izin vermemekte ve tanımlanmamaktadır.

       Dolayısıyla, bir ülkedeki etnik grup sayısı ne olursa olsun, sayı tek başına bir ülkenin etnik yapısının tanımlamasında yeterli ölçüt değildir.

        Batı istiyor diye, binlerce yıldır adına “Türk” denilen bir milletin adını mı değiştireceksiniz, ya da o milleti mozaiklere ayırarak yok mu edeceksiniz?

       Etnik fitneyi mutlu edeyim derken, FETÖ ile büyük bir mücadele içerisinde olan, etrafı kan gölüne dönmüş Türkiye’in, birlik ve beraberliğe en ihtiyacı olduğu bu dönemde daha dikkatli davranmak gerekiyor.

 

       Türkçülük nasıl bölücülük olur?

 

       Türkçülük, en basit tanımıyla, Türk milletini sevmek ona sadakatle bağlı olmak demektir.

         Türkçülük, “Türk Milliyetçiliği” demektir.

         Bir; Fransız, Alman, Rus, İngiliz, Arap kendi milletini ne kadar seviyorsa ben de bir Türk olarak milletimi seviyorum ve ona sadakatle bağlıyım. Etnik yapım kimseyi ilgilendirmez, ben Türk milletinin bir mensubu olmaktan gurur duyuyorum. Bu da benim Türkçülüğümdür.

        Bir Müslüman olarak ırkçılığı elbette şiddetle reddediyorum. Dünyada, millet tanımlamasını ırk temeline; Hitler ve Mussolini dayandırmıştır. Bugün onlar da lanetle anılıyorlar. Türk aydınları Millet tanımlamasını hiçbir zaman ırk temeline dayandırmamıştır.

       Türkmen, Kürt, Çerkez, Zaza vs. biz hepimiz kardeşiz ve bu yüce Türk Milletinin eşit mensuplarıyız.

       Ne mutlu Türküm diyene…

        Yanlış bildiklerimiz vardır… Örneğin, ırkçı bilinen Ziya Gökalp asla ırkçı değildir ama Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşındaki şu sözlerine dikkat etmenizi istiyorum; “Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celal?

 

       Cumhurbaşkanı Erdoğan da Türkçü değil midir?

 

 

       Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Türk Milliyetçisi değil mi?

       Milliyetçilik kendi milletini sevmek, onun için elinden gelen her güzel şeyi yapmak demek değil mi?

       Türk Milletine sadakatle bağlı olan ve Milleti için gece gündüz çalışan Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın da büyük Türkçüler arasında olduğunu, Türk Milliyetçisi olduğunu düşünüyorum.

 

        Bu konuya biraz daha devam edeceğiz inşallah.  Biraz da aceleyle bu konuda düşüncelerimi ifade etmek istedim.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!