AKP’nin hizmetleri saymakla bitmiyor!.. - Mustafa Toygar
  • 19 Ocak 2022 16:38

AKP’nin hizmetleri saymakla bitmiyor!..


Bir dostum; “AKP 19 yılda ne yaptı ki, tek övündükleri bölünmüş yollar, otoyollar, köprüler, alt geçitler değil mi? Buralara harcadıkları para ne kadar biliyor musun, sadece 28 milyar dolar. Peki, AKP’nin 19 yılda kullandığı kaynak ne kadarmış, kulaklarını kapatma tam tamına 4 trilyon 600 milyar dolar. Tekrarlayayım mı kardeş?”

“Hayır, tekrarlama anladım ve çok şaşırdım”  dedim.

Biraz düşündükten sonra, döndüm arkadaşıma; “Şimdi sana AKP’nin hizmetlerini bir bir sayayım bakalım inkâr edebilecek misin, bakalım oturduğun yerden kalkabilecek misin? Evet, en azından Cumhuriyet tarihi boyunca AKP gibi bir parti iktidara gelmedi onu biliyoruz. Ama hizmetleri olmuştur be kardeş bak sayayım da gör” dedim.

AKP’nin 19 yıllık iktidarı bize: Cumhuriyetin ve demokrasinin ne kadar önemli olduğunu anlamamızı sağladı, ne anlaması iliklerimize kadar hissettik.

Atatürk’ü daha çok sevmeye başladık ve onun savunduğu değerlerin ne kadar kıymetli olduğunu anladık

Hitler’in en yakın arkadaşı ve destekçilerinden Konrad Adenauer’in Nazilerin yıkılışı sonrası sarf ettiği; “Bir daha Hz. İsa bile gelse tüm yetkiyi bir kişi ve yanındakilere verecek kadar aptal olmayacağız” sözlerinde olduğu gibi biz de tek adam rejimini milleti nasıl bir felakete sürükleyebileceğini anladık.

Ehliyet ve liyakatin devlet hayatında ne kadar önemli olduğunu anladık

Adaletin, millet ve devlet olmanın en önemli değeri olduğunu asla vazgeçilmez olduğunu anladık

Kuvvetler ayrılığının ve yargı bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunu anladık.

Türk milliyetçiliğini ayakları altına alanlardan bu millete hayır gelmeyeceğini anladık

Nepotizmin, akraba kayırmacılığının toplumda ne büyük yaralar açabildiğini anladık

Bilimin ve bilimsel düşüncenin ne kadar önemli olduğunu anladık.

Demirel’e, Ecevit’e, Türkeş’e, Erbakan’a, Özal’a haksızlık ettiğimizi anladık.

Neredeyse hepimiz iyi bir ekonomist olduk; tüketim ekonomisini, üretim ekonomisini öğrendik. Üretim ekonomisine geçmeden refahın gelmeyeceğini anladık.

İslamcılığın İslam olmadığını, İslamcının Müslüman olmak zorunda olmadığını anladık. Anladık ki İslamcılık İslam’ı kullanarak iktidara gelme ideolojisidir.

Ortak aklı kullanmanın devlet hayatında ne kadar önemli olduğunu anladık.

Politize olan her kurumun yozlaştığını, bozulduğunu anladık.

İslam’ın ve Türkiye’de İslam’ı temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığının tamamen özerk olması ve politika alanının dışında tutulmasının ne kadar gerekli olduğunu anladık.

Devlet adamlığının ne kadar önemli olduğunu ve Türkiye’nin en büyük sorununun kaht-ı rical (Devlet adamı yoksunluğu) olduğunu anladık.

Menderes-İnönü, Demirel-Ecevit, Özal-Demirel, Çiller-Mesut Yılmaz kavgalarına şahit olduk ama asla birbirlerine ağır hakaretler etmemelerinin ne kadar önemli olduğunu anladık.

Liderlerin televizyonlarda çok medeni bir şekilde tartışmalarının demokrasiye katkı sunduğunu anladık

Aziz Nesin’in bir konuda ne kadar haklı olduğunu anladık, o bir konunun ne olduğunu da anladık mı?

İslamcıların parayı her şeyden çok sevdiklerini anladık.

Partili cumhurbaşkanlığının cumhurbaşkanlığı makamına zarar verdiğini, o yüce makamı yıprattığını anladık.

Başörtüsü yasaklarının AKP gibi partilerin değirmenine su taşımak olduğunu, din ve vicdan hürriyetlerindeki kısıtlamalar ve sıkıntıların AKP’yi iktidara getirdiğini anladık.

Okumanın, bilgi sahibi olmanın, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamayacağını, sorgulama yapılamayacağını, sürü zihniyetiyle hareket edilebileceğini anladık.

Türkiye’nin büyük sorunlarından birinin de cehalet olduğunu, cehaletle savaşmanın çok önemli olduğunu anladık.

Cemaat ve tarikat gibi yapılara hukuki bir düzenleme getirilerek İslam’a ve Müslümanlara zarar verenlerin ayıklanması gerektiğini anladık.

Devlet adamlarının kandırılmaması için birtakım tedbirler alınması gerektiğini anladık.

Milletin vergileriyle yapılan tesis ve fabrikaların satılamaz olduğunu, satarak değil yaparak ülkenin kalkınabileceğini anladık.

Dış güçlerin her zaman var olduğunu ama güçlü olunduğunda devlet ricalinin dış güçlerin gücünü pek fazla millete hissettirmediklerini anladık.

Türkiye’nin en büyük zenginliği okuyan zeki gençlik, onları anlayamadığımızda ve onlar için gerekli şartları sağlayamadığımızda, Avrupa’ya, Amerika’ya kaçabildiklerini anladık.

FETÖ benzeri yapılanmaların devlet alanı dışına çıkarılması gerektiği, aksi durumda FETÖ ihanetinde gördüğümüz gibi bunun; devlete, millete ve İslam dinine çok büyük zararlar verdiğini anladık.

Seçimlerin yapılıyor olmasının o ülkede demokrasinin olduğu anlamına gelmediğini anladık.

Merkez Bankası, üniversiteler, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bazı kurumların mutlak bağımsız ve özerk olmaları gerektiğini, aksi halde görevlerini yapamayacaklarını anladık.

Makamların kişilere değer katmadığını aksine kişilerin makamları değerli kılabileceğini anladık.

Birlik ve beraberliğimizin bizi güçlü kıldığını, kutuplaştırmanın zafiyet yarattığını ve beka sorunu ile karşı karşıya bıraktığını anladık.

AKP sonrasını bir milat olarak kabul etmeli ve bu anladıklarımızı ve çıkardığımız dersleri kayıt altına aldıktan sonra titizlikle uygulamalıyız.

Evet bunlardan bir hisse alalım, tarihi tekerrüre yüz vermeyelim.

“Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

"Tarih"i  "tekerrür"  diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

                                        M. Akif Ersoy

YAZIYI PAYLAŞ!