• 15 Nisan 2021 17:14

Yeni Çağ ve İnternetin Doğuşu (3)


1972 yılında bütün bilgisayarları birbirine bağlayan ARPANET adı verilen bir ağ oluşturulmuş lakin bu ağ içinde yazışmak mümkün değildi. Fakat 1973 yılında ilk e-posta, başarı ile gönderilmişti.
Bilim adamları birbirlerine daha hızlı bir şekilde ulaşarak birbirlerinin birikiminden istifade etmek istiyorlardı. Bu maksatla 1982 yılında ARPANET, TCP/IP protokolü ile bünyesine diğer networkleri de almaya başladı. Artık internet fiilen doğmuştu. Tim Berners Lee, 1989 yılında bilgisayar ağı içinde bilimsel araştırma faaliyetlerini hızlandırmak ve belge indirmeyi mümkün kılan World Wide Web (bildiğimiz www) editör programını (browser) icat etti.
Daha sonra Mark Andreason adlı bir Amerikalı, Mosaic adlı daha gelişmiş bir programı çıkarıyor ve bunu Netscape isimli bir şirket kurulması takip ediyordu. İşte bu Nestcape adlı şirket hisselerinin halka açılması ile birlikte dünyanın geleceğini değiştiren “internet çağı” başlamıştı. Artık dünya daha önce olmayan yeni bir icatla karşı karşıya idi ve bundan sonra her şey müthiş bir süratle değişmeye başladı.
Sonunda bugünlere geldik. “5G” Teknolojisi ile makinalar birbirini tanımaya ve birbirlerine emir vermeye başladılar. Öyle ki bu teknolojinin sonu da görünmüyor. 50 Sene sonra a’dan z’ye hemen hemen her şeyi robotların yaptığı bir dünya ile karşı karşıya kalırsak şaşırmamak gerekecek. Elbette geçmişten çok farklı bir dönemi ifade eden internet çağının ekonomik, sosyal ve siyasi etkileri de olacaktır.
İşte bu yeni dönemin adını Bediüzzaman koymuş bu yeniçağa “malikiyet ve serbestiyet devri”  adını vermiştir. 2015 yılında, bu dönemi incelemeye çalıştığım “Kapitalizm Sonrası Dönem: Malikiyet ve Serbestiyet Devri” başlıklı doktora tezi ortaya çıkmıştı. Bu tez İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde sunulmuş oybirliği ile kabul görmüştür.
Daha sonra kitap haline getirdiğim bu çalışma; araştırmacılara kılavuz olacak niteliktedir. İktisat tarihi derslerinde yardımcı ders kitabı olacak mahiyette tasarlanıp akademisyenlerin ilgisine sunulmuştur.
Geçmişte zulüm ve zorbalıkla elde edilmiş kahramanlık öykülerini dinlemek ve resmi tarihin yalanlarına aldanmamak için bu tür çalışmalara çok ihtiyaç var. Devamlı surette dışarıdan alınan bilgiler yerine; kendi içimizden çıkan eser ve düşüncelere daha çok yer vermek hem bilim adamlarının hem de hükümet yetkililerinin üzerine düşen bir borçtur, vesselam…
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!