• 23 Nisan 2021 08:01

Yeni Çağ ve İnternetin Doğuşu (1)


Günümüz dünyasını anlayabilmek için eski kalıplardan kurtulmak ve yeni bir bakış açısı yakalayabilmek gerekiyor. Buna bir çeşit “ezber bozma” da diyebiliriz. Hala faşist tek partili düzen hayali içinde olanlara ve bundan medet umarak mutlu azınlık arayanlara bu yazının faydalı olacağını düşünüyorum.
Yeni çağın ilk adımları 4 Ekim 1957’de Sputnik’in uzaya fırlatılması ile başlamıştı. Ruslar, teknolojide Amerikalıları geçmeye başlamış ve bu durum gözle görünür bir hal almıştı. Amerikalılar atom bombası sayesinde bilim alanında kendilerini en ileride kabul ediyorlardı. Fakat Sovyetlerin de nükleer silahları yapması ile birlikte şimdi geçilmez olmadıklarını görmüşler, Sovyetler Birliği ile uzay teknolojisinde büyük bir rekabete girişmişlerdi.
Bu rekabetin sonucunda hiç akla gelmedik bir durum meydana gelmiş yeni bir çağ başlamıştı. Bu yeni döneme “İnternet Çağı” da denilebilirdi. Bu hiç akla gelmeyen network ağı sayesinde dünya küçük bir köy haline dönüşmüştü. Küçücük bir olay; anında dünyanın en uç noktasında duyulabiliyordu.
İşte uzay yarışı, internet kavramının ortaya çıkmasına neden olan olayların başında gelmektedir. Sovyetlerin uzaya ilk uyduyu göndermeleri, teknolojide yepyeni gelişmelerin yaşandığı büyük bir yarışın kıvılcımı olmuştu.
Bediüzzaman, Hutbe-i Şamiye adlı eserinde İslâmiyetin terakki etmesi ve güçlenmesinin sebeplerini izah ederken, rekabetin ne derece önemli olduğuna ve hürriyetin önemine vurgu yapmıştır. “Yüksek şeylere müsabaka sûretinde beşere yüksek maksatları ders veren ve o yolda çalıştıran ve istibdadı (baskıcı yönetimleri) parça parça eden ve ulvî hisleri galeyana getiren ve gıpta ve haset ve kıskançlık ve rekabet ve tam uyanmakla ve müsabaka şevkiyle ve teceddüd (yenilik) meyliyle temeddün meyelânı ile teçhiz edilen üçüncü kuvvet, yalnız hürriyet-i şer’iyedir” demiştir.
Gerçekten de internetin ortaya çıkışı bu bahiste geçen rekabet, müsabaka ve yenileşme duyguları sayesindedir.  Sonuçta da baskıcı bir rejime yani komünizme maruz kalan fakat dünyanın diğer bir süper gücü olan Sovyet Rejimi, 1990’lı yıllara ulaşamadan tarihteki karanlık yerini almıştır. Bediüzzaman’ın 100 yıl önce söylemiş olduğu hakikatlerden bir tanesi de bu şekilde ortaya çıkmıştır.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!