• 23 Nisan 2021 08:42

Süfyaniyetin Dördüncü Rüknü F. Gülen (1)


Bediüzzaman Şualar isimli kitabında 8. Şuada bir haşiyesinde şöyle der “Hem de "İnna A'tayna"nın sırrı kısmen tahakkuk etmiş. Çünki Süfyaniyetin dört rüknünden en kuvvetlisi ve dehşetlisi bütün bütün çekildi. Kabir altında azab çekiyor. Ve en büyüğü dahi alâkası bilfiil çekilmiş. Mason komitesinin mahkûmu ve âleti olup azabıyla meşguldür. Yalnız onun gölgesi hükmediyor. İleri tecavüz etmemekle beraber kısmen geriliyor. Bâki kalan iki şahıs ise, ellerinden gelse tamire çalışacaklar”.
İşte bu haşiyede geçen Süfyaniyetin dördüncü rüknü ile ilgili olarak bir çok yazı kaleme alınmış çeşitli iddialar ortaya atılmıştır. Bediüzzaman ilk üçü hakkında açık ve ismen belirttiği halde Süfyaniyetin dördüncü rüknü hakkında isim vermemiş meçhul bırakmıştır. Bu konuda bazı hocalar, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Diyanet Reisi Mehmet Rıfat Börekçi’yi nazara vererek Süfyaniyetin dördüncü rüknü olabileceğini söylemiştir. Bunun dışında Celal Bayar içinde benzer değerlendirmeler yapılmıştır.
Öldüğü 1941 yılına kadar Diyanet reisliği görevinde bulunan Börekçi, tek parti rejiminin dine karşı uyguladığı baskının bir aracı olmuş ve yapılan tahribatta mühim bir mevki edinmiştir. Dördüncü rüknün ulemadan olması konusunda haklı olmakla birlikte (diğer üç sahıs asker kökenlidir) ülkemize ve dinimize yapılan tahribat konusunda F. Gülen ile karşılaştırılınca Börekçinin O zata göre çok masum kaldığı anlaşılmaktadır. Zira aşağıda geçen Risale-i Nur metinleri incelendiği takdirde hocalarımızın bu konuda yanılmış olacağını düşünülmektedir. Sorulan sorular üzerine bu metinlerden sadece bir kaç tanesini arz edilmiştir.
1.      Bediüzzaman bir mektubunda Bekir Ağabey'e şunları söyler: "Maatteessüf bil mecburiyyeti nahusa ve malayani sayılacak bir bahis söyliyeceğim. Fakat bu bahsim, hakiki hamiyetpirûz Türkçe bilenlere karşı değil, belki frengilerin hesabına sahtekarlik edip kendine perde edib bana karşi olan mütecavizleredir. Şöyle ki: Mülhıd münafıkların en son ve alçakça ve vicdansızca aleyhimizde istimal ettikleri silahı sordum ki, dediler: Said, Kürttür!. Bir kürdün arkasından bu kadar koşmak hamiyet-i milliyeye yakışmaz! Ben bu münafıkların vicdansızca size desiselerine karşı değil, belki, bazı safdillerin temiz kalpleri bunların sözleri ile bulanmamak için diyorum ki: Evet ben başka memlekette dünyaya gelmişim. Fakat Cenab-ı Hak, beni bu memleketin evladına hizmetkâr etmiş ki, 9 sene mütemadiyen bu memleketteki milletin (ondan) dokuz kısmının saadetine kendi dilleriyle (Türkçe ) hizmet ettiğim bu havalideki insanlara malumdur." İlginçtir ki yıllar önce yazdırmış olduğu bir kitabında geçtiği üzere F. Gülen'e sorulduğunda “niçin hayatta iken Bediüzzaman'la görüşmedin?” sorusuna verdiği cevabında der ki “Said, Kürttür...”
2.      Sırrı İnnaataynada geçen şu husus çok manidardır: "Evet o işi yapan ise küçük Deccallerdır ki, Büyük Deccal’ın ileri karakoludur. Hem o zamanın en fenası, ulemanın fenasıdır. Yani dalaletin en fenası, ulema-is sû’ namı altındaki bir kısım bedbaht kisve-i ulemada, dinini dünyaya satmış adamlardan gelir." Demek ki İleri karakol olarak ifade edilen Süfyaniyetin 4. Rüknü ulemadan olacak...
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!