• 23 Nisan 2021 08:30

Büyümek İstiyor İsek İsrafı Önlememiz Gerekir (3)


2008 Yılında “Mortgage Krizi”  adı verilen kriz sadece ABD ekonomisi değil bütün dünyayı alt üst etmişti. Bu krizin sebebini açıklayan en güzel tez “iki gelir tuzağıdır”
Bu konuyu anlatmak için iki ABD’li kadın yazarın kitaplarını tercüme ettim. Ne yazık ki yayınlatma imkanı bulamadım. Çünkü yayınevleri feministlerden çok korkuyor olsa gerek teşebbüslerime hep olumsuz cevap verdiler. O halde makale yazarak konuyu izah etmek gerekiyor.
 Aile gelirinin neredeyse iki katı artması sonucunda ailenin iflas etmesi ilk başta akla uygun gelmiyor. Bu nasıl olur?
Müslümanlara göre cevabı basit; çünkü israf yüzünden bu problem ortaya çıkıyor. Eskiden yani tek bir kişi çalışırken evde annelik yapan kadınlar israftan kaçınıyorlardı. Hatta tasarruf edip daha iyi eve taşınma ve daha iyi şartlarda yaşama imkânı buluyorlardı. Lakin kadın çalışma hayatına girince her şey alt üst oluyor. Bir kere; kreş, giyim-kuşam ve yiyecek masrafları aşırı derecede yükseliyor. Hiç tanımadığın insanlara çocuğunu teslim ediyorsun sevgisiz saygısız bir çocuk yetişiyor. Bunu geçelim, çalışan kadın kocasına saygı duymuyor, “ben zaten yoruluyorum bir de senin kahrını mı çekeceğim” diyerek boşanmayı çıkış yolu olarak seçiyor. Evi büyütmek ne kelime, parçalayıp un ufak ediyor.
Çalışan kadınların giyim kuşam masrafları ve ailede birlikte yemek yenilmediği için ortaya çıkan yeme içme giderleri son derece yükseliyor. Hâlbuki hem lezzetli hem de oldukça iyi fiyattan alınarak yapılmış ev yemekleri her bakımdan çok daha iyi iken fast-food türü yiyecekler yüzünden sağlığı bozulan insanlara, obezite hastalığı bu israfın faizi olarak geri dönüyor.
Tabii iki gelir tuzağının başka yönleri de var. Kredi kartları ve tüketim çılgınlığını körükleyen bin bir türlü sorun var. İnsanlar bu konuyu enine boyuna tartışıp sonuçlar üretmişler. Şimdi Amerikalılar şöyle dursun biz gelelim ülkemizin durumuna. Benzer sorunlarla karşı karşıya değil miyiz? Evet, aynı problemler bizde de var. Boşanmaların artması geçim sıkıntısının ağırlaşması ülkemizde de sık sık karşımıza çıkan bir durum. İşin kötüsü “kadın istihdamını arttırdık” diye maharetmiş gibi demeçler veriliyor.
Evet, yol yakınken bu yanlış hesaptan dönmek gerekir. İşte ABD toplumu ortada. İnsanlar yıllarca emek verip çalışmalar, derinlemesine analizler yapmışlar. Kadınları çalışma hayatına sokmakla ekonomi büyümüyor, tasarruf edilmiyor, israfın önüne geçilmiyor. Bilakis her sorun katlanarak çığ gibi büyüyor. Peki, ne yapmalı?
Kadınlarımızı yuvalarına döndürmeliyiz. Kâinatın en değerli varlığı olan insanı yetiştiren sevgili annelerimizi iş hayatının kötülüklerinden kurtarıp toplumun çekirdeği olan aileyi güçlü kılmalıyız. Cennet, annelerin ayağı altındadır, kadınların değil. Bunu iyi bilmeli…
Annelere tasarruf yapmaları ve ailelerinin geçiminde katkı sağlamak için yuvalarından çıkmadan iş imkânları bulmalıyız. Anneliği aşağılamak onu ve yaptığı işi küçümsemekten vaz geçmeliyiz. Bu sayede kadınların iş hayatına girmek sureti ile yol açtıkları sosyal ve ahlaki sorunların da önüne geçmiş oluruz. Şunu unutmadan söyleyelim. İslam hayatında kadına çalışma yasağı yoktur. Lakin kadın, çalışma hayatına girmek için zorlanamaz, bu davranış zorla dayatılamaz. Kadınlar isterlerse çalışırlar, istemezlerse çalışmazlar. Evlenen bir kadın maişet konusunda kocasını zorlayabilir, “git çalış para kazan” diyebilir. Lakin kocanın karısına aynı şeyi söylemesine cevaz yoktur, günahtır, vesselam…
 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!