• 23 Nisan 2021 14:52

Büyümek İstiyor İsek İsrafı Önlememiz Gerekir (1)


Hem mikro ölçekte hem de makro ölçekte büyümek için tasarruf etmek, tasarruf içinse israf etmemek gerekiyor. Bu önemli konuya ışık tutup açmaya çalışalım.
Ekonomik olarak büyümek için kaynağa ihtiyaç duyulur. Örneğin bir devlet gayrı safi milli hasılasını arttırmak için ya borç alacaktır, ya yatırımcıları ülkesine çekecektir veya tasarruf ederek kaynak meydana getirmeye çalışacaktır. Nasıl ki evimizi büyütmek için ne bileyim mesela üç odalı bir eve taşınmak istiyor isek ya borç almamız gerekecek ya da tasarruf ettiklerimizi toplayıp girişimde bulunmamız icap edecektir. Devletler ölçeğinde de durum aynısıdır.
Devlet büyümek için üretimi arttırmak zorundadır.  Üretim için altyapı yatırımları yapmak gerekir. Bunun içinde ya borçlanacak ya da tasarruf ettiği bir miktar parayı bu işte sarf edecektir.
Yabancı yatırımcı kar etmek için ülkeye gelir. Eğer karlı bir alan bulamaz ise kılını dahi kıpırdatmaz. Kimsenin karakaşı kara gözü için bir ülkeye yatırım yapmaz. Ve sonunda da kazandığını alıp götürür. Sana geriye bıraktığı sanayi atıkları ve çevre kirliliğidir.
Yabancı yatırımcı elbette istihdamı arttırır, ticareti büyütüp vergi verir lakin götürdükleri ile mukayese edilirse çok da karlı bir durum değildir. Borç ise her ne kadar “yiğidin kamçısıdır” deseler de inanmamak gerekir. Zira eğer alacaklılar güçlü ise aynı Yunanistan’da olduğu gibi enseye bir şaplak vurup adamın özgürlüğünü elinden alırlar.
Bir zamanlar Osmanlı Devleti de aynı duruma düşmüştü. Alacaklısı olan devletlerde çok güçlüydü.  Duyunu Umumiye borçları adı altında bütün alacaklarını söke söke aldılar. Lozan Anlaşması ile Osmanlının topraklarını işgal edip yağmaladıktan sonra yetmemiş gibi bir de kuruş kalmayana kadar borçlarının hepsini tahsil ettiler. Bu konuda yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetine dahi hiç acımadılar. Sonuna kadar borçlarının hesabını sordular. İşte borçlanma da eğer alacaklılar dişli ise tehlikeli ve kötüdür. Aile hayatında da durum böyledir borç aldığın adama eğer geri ödemez isen ya icra ile ya da zorla kapına dayanıp malını mülkünü yağma ederler…
Peki, geriye ne kaldı? Kendi dünyamızda ya bilmediğimiz bir akrabamızdan miras kalacak ya da tasarruf edeceğiz. Birinci şık sadece sinema filmlerinde olduğu ve gerçekçi olmadığı için ikincisi üzerinde yani tasarruf konusunda durmak lazım.
Devlet hayatında da durum böyledir ya petrol gaz gibi değerli bir maden bulunacak ya da tasarruf oranları yükseltilerek büyümek için kaynak meydana getirilecek. Eğer ticari değeri olan bir petrol olsaydı zaten şimdiye kadar çoktan çıkarılırdı. O halde bunu geçelim zaten petrol oldu mu her türlü fitne ve çatışma eksik olmuyor. Ülkelerin tasarruf yapması öncelikli olarak ele alınmalıdır zaten yazının ana fikri de budur…
Peki, ailede veya devlette nasıl tasarruf edip kaynak ayıracağız. Bunun cevabı ise çok basittir. İsraf etmeyerek…
Yarın devam edelim…
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!