• 28 Temmuz 2021 21:21

Bu Ülkede Necip Fazıl’lar Tükenmez (2)


Bir zamanlar Ticaniler çıkıp Atatürk heykellerini kırması sonucunda dindar insanlar hakkında devamlı surette işletilen 5816 sayılı kanun bizzat Menderes hükümeti eliyle icraata sokulmuş şimdi de 60 yıl sonra aynı tezgâhı ortaya koymaya çalışıyorlar. Menemen’de olduğu gibi uyuşturucu müptelası zavallı insanları hastanede iyileştirmek yerine kışkırtıcı hadislerde azmettirerek dindar insanların ve özellikle de tarihçilerin başlarına çorap örmektedirler.
Aradan 100 yıl geçmiş olsa da bu provokasyonlardan bıkmadılar; utanmadan hala aynı yaygarayı koparıp “Atama hakaret ettin” diye araştırmacıları susturmaya çalışıyorlar. M. Kemal’e bağlılıklarını anlayışla karşılıyorum zira neredeyse tapınacak kadar büyük bir sevgi ile yaşatmaya çalışıyorlar. Fakat benim anlayamadığım mesele şu; adalet kavramını parti ismi yapan Erdoğan ve arkadaşları “nasıl bu düzmece oyunlara alet oluyor?” işte bunu anlamakta güçlük çekiyorum.
O halde hükümet üyelerine şu hatıramı aktararak bu vatanda dindar insanların asla sindirilemeyeceğini göstereyim:
Deniz Harp Okuldaki ikinci yılımda orucun yasaklanması nedeniyle yaşanan rezillikler okul komutanlarını da rahatsız etmiş bu sefer  Ramazan orucu Türk öğrencilerine de serbest bırakılmıştı. Hatta oruç tutmak isteyen öğrencilerin isimlerini yazdırmaları istenmişti.
Sınıfımızdan 50–60 öğrenci ismini yazdırmıştı. Tabur komutanımız bu sayıdan hoşlanmamış olacak ki bütün öğrencileri bir araya topladı ve beklenen nutuğunu çekti. Yaz aylarına rastlayan Ramazan ayında oruç tutmanın çok güç olacağını spor ve askeri eğitimin yanı sıra derslerinde oruç tutmaya mani olduğunu söyledi. Daha bir sürü zırva şeyleri arkasına dizerek öğrencilerden açıkça oruç tutmamalarını istedi.
Bu esnada Okulun basketbol takımında oynayan ve başarılı bir oyuncu olan Volkan; “müracaatım var komutanım” diyerek taburun önüne çıktı. “Her türlü güçlüğe rağmen sınıf olarak oruç tutmak istediğimizi” söyledi.
Bütün sınıf arkadaşlarım onun bu hareketinden dolayı çok hoşlanmış daha sonra tebrik etmişti. Tabur Komutanı ise bir hayli sinirlenmiş “ne haliniz varsa görün” diyerek sınıfı selamlayarak ayrılmıştı.
İlginçtir, komutanın ayrılmasından sonra yeni bir liste yapılmıştı ve bu liste önceki listeye göre daha da çoğalmıştı. Bu olay bana şunu öğretti ki “Volkan’lar bitmez, bu asil millet; dinini ve namusunu daima koruyacaktır”.
İşte nice kıymetli insanla birlikte Necip Fazıl Kısakürek’i yetiştiren Bahriye Mektebi, şu hususu ispatlamıştır. Bu dindar millet; hamiyetli ve gayretli evlatlarını asla unutmaz hapiste süründürülmelerine tahammül edemez. Bunu yapanlara gereken dersi seçim meydanlarında vermiştir ve yine vermekten çekinmeyecektir.
İşte Ak Parti hükümeti bu durumdan ders çıkarmalı vatanperver insanların mahkeme kapılarında örselenmesine müsaade etmemelidir.  Özellikle de şu hususu unutmamalı; FETÖ örgütünün yargıya olan saygıyı yıkmak için sürdürdüğü çalışmaların farkına varmalıdır, vesselam…
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!