• 14 Mayıs 2021 16:13

Bazı Kafalar Kesilecektir Cumhuriyeti (1)


İstanbul Üniversitesi, 27-28 Şubat 2016 tarihleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Darbe Yargılamaları” başlıklı bir uluslararası sempozyuma ev sahipliği yapmıştı. Hukukçular derneğinin düzenlemiş olduğu bu organizasyona ülkemizin seçkin katılımcılarının yanı sıra Şili, Yunanistan, Arjantin, İspanya, ABD ve AB ülkelerinden darbe konusunda değerli çalışmaları olan birçok akademisyen, gazeteci ve yazar katılıp düşüncelerini söylemiş bende bu vesile ile bazı acı gerçekleri dile getirmiştim.
Sempozyumun son bölümünde darbelerden ağzı yanmış ve ordudan atılmış birisi olarak “Darbeler yargılanırken Resmi Kemalist Söylemin sorgulanması gerektiğini” söylemiştim. İlginçtir darbe yargılamaları hala ciddiyetle yürütülmüyor ve 28 Şubat 1997 yargılaması sulandırılarak aynı Balyoz davası gibi “murdar” edilmeye yani darbeciler korunmaya ve beraat etmeye çalışılmaktadır. 
Şimdi Cumhuriyetimizin 93. Kuruluş yıldönümünde de bu konuyu dile getirme lüzumu vardır. Aksi takdirde “Cumhuriyet” ve “Özgürlük” kavramlarının içi boş kalır hatta  anlaşılmaz hale gelir. Konuşmalarda şahit olduğumuz gibi sadece slogan ve hamasi nutuklardan geçilmez. İyi de bunun kime yararı var. Birbirimizi aldatmayalım. Vicdanımız bu yalan ve uydurma sözlerle yeterince yaralandı. Artık bu slogandan öteye gitmeyen konuşmalardan dolayı, midem kaldırmıyor kusacak gibi oluyorum.
Şimdi gerçek hayata dönelim zira “Tek Parti Diktatörlüğünü” halkımıza ve özellikle de gençlerimize “demokrasi” diye yutturmaya çalışıyorlar. Ayıptır günahtır. Hem kimi kandırıyorsunuz ki! Bu söylediklerinizin çoğunun yalan olduğunu artık çocuklar dahi biliyorlar.
İşte meşruti monarşinin yani saltanatın kaldırılmasına karar verilen meclis tutanakları ortada. Hatta “Nutuk” adı verilen Türkiye Cumhuriyetinin gerçek anayasasında da yer alan ifadelerle nasıl baskı ve diktatörlük kurulduğu ortadadır.
“Mızrak çuvala sığmaz” diye bir atasözü vardır. Şimdi “ihtimaldir ki bazı kafalar kesilecektir” sözünü söyleyen M. Kamal’ın bu sözünü nasıl örtüp gizleyeceksiniz. Basbayağı cebir ve şiddet kullanılarak bir milletin kaderini çizmeye çalışmış. İnsan hakları, fikir ve vicdan hürriyeti nerede var bunun?
Bakın nokta ve virgülüne dokunmadan Meclis kürsüsünde M Kamal ne diyor? Tabloyu bizzat kendi diliyle tespit edelim: “İhtimal, bâzı kafalar kesilecektir!” (Nutuk – 1927. S. 422)

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!