• 18 Nisan 2021 18:13

28 Şubat’ın Lideri Demirel ve Orduda Başörtüsü (2)


Yargının imtihanını kaybetmemesi adına 28 Şubat 1997 tarihinde neler yapıldı bir hatırlayalım bakalım:
1. Her şey Refah Partisinin 1995 tarihinde sandıktan yüzde 21 oyla 158 milletvekili almaşıyla başlamıştı. 1996’da YAŞ toplantısında ilk sinyaller gelmiş, Başbakan Erbakan’a karşı Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya dünya üzerinde görülmemiş bir küstahlıkla sofrasına rakı istetmişti.
2. Barolar, üniversiteler, yargı, TÜSİAD ve beşli çete ile birlikteki kurumlar konuşmalarında laiklik, şeriat ve irticaya dikkat çekerek psikolojik harekât yapmışlardı. Fadime Şahin ve Müslüm Gündüz sahneye çıkmış Kalkancı olayları kurgulanmıştı.
3. 11 Ocak 1997 de Başbakan Erbakan’ın iftar yemeği vermesiyle manşetlere şeyhlere iftar yemeği verildi diyerek irticanın hat safhaya çıktığı vurgulanmış Taksime Cami, defileler yasaklanıyor gibi manşetler ile askerlere mesaj verilmeye çalışılmıştı.
4. Sincan Belediye Başkanının Kudüs Gecesinde düzenlediği “Cihat” oyunu ile ertesi gün çıkan manşetler ile ortam iyice gerilmiş Belediye Başkanı tutuklanmıştır. Donemin Başsavcısı Vur-al Savaş, Erbakan’ın ülkeyi iç savaşa sürüklediğini açıklamıştır.
5. Sincan da tanklar sokağa çıkarılmış, halka gözdağı verilmiş, Güven Erkaya irticanın PKK’dan daha tehlikeli olduğunu söylemiştir.
6. Darbenin 1 Numarası Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan’a uyarı Mektubu göndermiş Ankara’da kadınlar “Şeriata hayır” yürüyüşü yapmıştır.
7. 28 Şubat 1997 de MGK Kararları alınarak en uzun gün yasanmış denmiş Erbakan yapılan dayatmalara dayanamayarak MGK Kararlarını 13 Mart 1997 de imzalamak zorunda kalmıştır. 21 Mayıs 1997 de Refah Partisine kapatma davası açılmış ve daha sonra Mecliste en yüksek sayıda temsil edilen bu parti kapatılmıştır.
8. Kamuda çalışan akademisyen ve yöneticiler, TSK içindeki inançlı subayların atılmalarını hızlandırmak üzere yılda 2 kez toplanan Yüksek Askeri Şura sayısı dörde çıkarılmış irtica nedeni ile atılan subay sayısında rekorlar kırılmıştır.
9. Katsayı uygulaması ile imam hatiplerin onu kesilmiş Anadolu Sermayesine ambargo konmuş Genel Kurmay Başkanlığında yargı üyelerine irtica brifingi verilmiştir.
10. 18 Haziran da Başbakan Erbakan, Tansu Çiller’in Başbakan olması için istifa etmiş, ancak Demirel görevi Anasol-D hükümeti diye anılacak olan oluşuma vermiştir. Halbuki Çiller’in elinde partili milletvekillerinin imzaları vardı. Generaller bu milletvekillerini tehdit ederek istifaya zorlamış bir kısmı Doğru Yol Partisinden istifa ettirilmiştir.
11. Ülkemiz maddi ve manevi zarara uğratılmış, bankalar hortumlanmış, yaklaşık 300 milyar dolar darbecileri kışkırtan çete ve örgütlere gitmiştir. Dünya çapındaki Siyonist örgütlenmeler en karlı dönemlerini yaşamış döviz vurgunları ile zenginliklerine zenginlik katmışlardır. Bu paralar vergi ve kamu kaynakları ile ödenmiş halkımız fakir düşmüştür.
12. Binlerce başörtüsü mağduru okullarını bırakmak zorunda kalmış, parası olan yurt dışında okumaya çalışmış olamayanlar eğitim haklarından mahrum bırakılmışlardır. Öğretmenler, askerler mesleğinden atılmış, Batı Çalışma Grubu (BÇG) adı altında fişlenmedik kimse kalmamıştır.
Bugün 28 Şubat yargılansa dahi bu darbenin mimarları olan üst akıldan aldıkları talimatlarla; toplum mühendisliği yapan kalemler yine sahadadır. Tüm değerlerimizi hedef alan kalemlerin çoğu aynı şiddetle değerlerimizi hedef almaya devam etmekte halktan hortumladıkları, çaldıkları paralar ile zehirlerini kusmaya devam etmektedirler.
28 Şubat'ın medya, sermaye ve STK ayakları, bugün kayıt dışı siyaset peşinde, KCK ve Paralel izinde olup kendilerinden hesap sorulmamıştır. Şunu unutmamak gerekir ki post-modern darbenin medya ayağına dokunulmadan, Türkiye normalleşemeyeceği açıktır. Medya, siyaset ve yargı mensupları hesaba çekilmeden 28 Şubat davası görülemez. Kaldı ki şu anda sadece darbeci generaller yargılanıyor, vesselam..

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!