• 14 Mayıs 2021 17:24

28 Şubat’ın Lideri Demirel ve Orduda Başörtüsü (1)


28 Şubat 1997 Post-modern darbesinin lideri Süleyman Demirel’dir. Askerleri darbe için kışkırtıp daha sonra da Erbakan Hükümetinin düşmesi için elinden geleni yapmıştır. Şimdi mezarda aldığı beddualarla birlikte ters dönüyor olsa gerektir. Beter olsun, zira “Başörtülüler Suudi Arabistan’a gitsin” diyecek kadar hainleşen ve batı serpuşu şapkayı daima kafasına geçirip sembol yapan birisine acınmaz ki. Siz de acımayın. Kabirdeki sakar cezası onun en iyi günleri, zira ruz-i mahşerde daha dehşetli bir azap kendisini bekliyor. Dini siyasete alet edip halkı kandıran bu siyasetçiyi görüp herkes ibret almalıdır… 
Demirel’in mezarda ters dönmesine neden olacak yeni bir haber daha geldi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden görevli kadın subay ve astsubaylar istedikleri takdirde başörtüsü takabilecek. Üstelik düzenleme sadece muvazzaf personeli kapsamıyor, isteyen askeri öğrenciler de başörtüsü takabilecek.
Düzenlemeyle Türk Silahlı Kuvvetleri Kıyafet Yönetmeliği'nin "Genel Hükümleri" bölümüne eklenen maddede, "Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri mensubu kadın subaylar, sözleşmeli subaylar, astsubaylar, sözleşmeli astsubaylar ve askeri öğrenciler ile bunların adayları ve kursiyerleri, resmi üniformalarıyla birlikte şapka, bere veya kep altına başlarına taktıkları üniforma renginden istihkak olarak verilen desensiz giysileri yüzlerini kapatmayacak şekilde takabilirler" ifadeleri yer aldı. Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girecek.
Hey gidi günler hey. 1000 Yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat 1997 süreci 20 yıl geçtikten sonra bu günleri de mi görecekti? Sadece Demirel değil mezarında ters dönecek o kadar faşist var ki. Bunlar vakti zamanında mangalda kül bırakmaz halka elinden gelen en büyük zulmü vicdanı sızlamadan uygulamaya çalışırdı. Şimdi kahrolduklarından eminim. Daha mezara girmeden ölmek böyle bir şey olsa gerektir.
Başörtüsünün orduda serbest bırakılması her şeyin yapıldığını ve bittiğini göstermiyor. Asıl işler şimdi başlıyor. Zira faşizmle mücadelede henüz çok fazla bir şey yapılmış değildir. Mevcut durum şu şekildedir:
12 Eylül davası, darbeci Evren’in ölmesi ile kapatıldı, Balyoz ve Ergenekon davası FETÖ sayesinde çökertildi. Yaptıkları fenalıklar yanlarına kar kaldı. Darbecilerden geriye kalan sadece 28 Şubat davası var. Hala devam ediyor. Lakin kamuoyunda darbeciler lehine yapılan propaganda ve hâkimler üzerindeki baskı bu davanın sonunun da hiç hayra alamet olmadığını gösteriyor.
Aslında darbecilerle mücadelede önemli bir yol kat edilmişti. Lakin bu sefer FETÖ örgütü ortaya çıktı ve darbecilere kumpas yaptığının anlaşılması ile mücadele akim kaldı. Evet, kumpas yapılmış ve Fetullahçı örgüt mensuplarının önü açılmıştır lakin ortada birde darbe adına yapılan yüzlerce eylem vardır. Bir kalemde hepsinin üstünü çizmek yargının büyük bir imtihanıdır.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!