Türkiye’yi bekleyen tehlike…Ama?... (Neo-Haçlı Ordusu: FETÖ+DAEŞ+PYD+PKK) - Mustafa Toygar

Türkiye’yi bekleyen tehlike…Ama?... (Neo-Haçlı Ordusu: FETÖ+DAEŞ+PYD+PKK)


 

          21nci asır klasik savaşların sonu oldu…

         Sonuncusu; Elazığ, Gaziantep ve Cizre’de yapılan alçakça saldırıları basit birer terör eylemi olarak görmek mümkün değildir. Mevcut tabloyu doğru okuyamadığımız zaman bu olayları önleme şansımız yoktur.

        Olayları gerçek aktörler üzerinden değil de, figüranlar, taşeronlar üzerinden yaparak; sebep-sonuç ilişkilerine dayandırıcı yorumlar üzerinden neticeye varmak çok kolay ancak yanıltıcı olacaktır. Gerçek aktörler, zaten olayları bu şekilde değerlendirmeniz için sizi itiyor.

        Bitlis, Elazığ, Van, Gaziantep ve Cizre saldırılarını tek tek ele alamayız. FETÖ+DAEŞ+PKK işbirliği, yani “Made in Amerika” diyebilmek için de çok fazla kafa yormaya gerek yoktur.

        21nci asır, klasik savaş yöntemlerinin sonu olmuştur. Amerika’nın klasik savaş yöntemleri ile son iki işgal harekâtını hatırlayalım. Vietnam tam bir yüz karası ve hayal kırıklığı olmuştur. Aynı Amerika, 70 yıllık devletçik Irak’a girebilmek için başta; Birleşik krallık ve İngiltere olmak üzere, “koalisyon Kuvvetleri” adı altında birçok ülkenin desteğini arkasına almıştır. Aradan 25 yıl geçmiş, gelinen nokta ortadadır ve bir felakettir.

        Aslında, klasik savaş yöntemleri ile ülkeleri işgal dönemi Vietnam savaşı ile sona ermişti. Amerika son bir deneme yaparak, gözüne fazlaca kestirdiği Irak’ı işgal etmeye karar verdiğinde dahi, yalnız başına hareket etmeye cesaret edemiyor, Japonya dâhil birçok Avrupa ülkesinin desteğini yanına alıyordu. Ancak netice yine de fiyasko ile neticeleniyordu.

        Sözün özü 21nci asırda; ne kadar güçlü de olsalar, küresel aktör konumundaki ülkelerin dahi bin yıllardır süregelen klasik savaşlara cesaret edemedikleri, bu nedenle de büyük ölçüde, er meydanı da denilen klasik savaş yöntemlerini terk ettikleri görülüyor. Er meydanından kaçan Batı medeniyeti, emperyalist emellerini gerçekleştirmek maksadıyla, daha kaypak ve kalleşçe olan, terörizmi ve kendi kurdukları-kurdurttukları terör örgütlerini silah olarak kullanmaya başlıyorlar.

 

       Kendi terör örgütünü kur, ülkeleri içeriden böl-parçala ve yönet

 

        Biz yıllarca; PKK-KCK, PYD-YPG, DAİŞ ile mi savaştık?

        Biz bu gün, bu terör örgütlerine ilaveten FETÖ terör örgütü ile mi savaşıyoruz?

        Bu terör örgütlerinin; silahını, mühimmatını, iaşesini kimler veriyor? Bu terör örgütlerinin üst düzey yöneticilerini kimler eğitiyor?

        Bu terör örgütlerinin Avrupa başkentlerinde; toplantı, yürüyüş ve propaganda amaçlı stant açmalarına kimler destek veriyor?

         Terör örgütlerine bu kadar kucak açan Avrupalı dostlarımız!!!! Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanının demokrasiye sahip çıkan konuşmasına niçin yasak koyuyor?

        Bu örgütlerin tamamı; ABD, İsrail ortak yapımı olmasına rağmen, hedef aynı olduğu için; İngiltere, Almanya, Fransa, Belçika gibi bazı Avrupa ülkeleri de aynı terör örgütlerini taşeron olarak kullanmıyor mu?

        Bugün, PYD ile terör eylemlerinde bulunan, omuzunda PYD bayraklı Amerikalı subaylar vardır. Aynı Amerika, Suriye’ye ültimatom gönderiyor; “PYD-YPG’yi vurursanız ben de Halep’i bombalarım” diyor.

         Türkiye, PKK’ya karşı etkili bir operasyon düzenlediğinde, Batı ve Amerika ayağa kalkıyor; “bir an önce bu operasyonları durdurun” diyorlar.

         PKK’nın siyasi kanadı olan HDP’yi ise kuş sütüyle besliyoruz. Onlara dokunduğumuzda Batı feryadı figan eyliyor. PKK-HDP’nin, FETÖ terör örgütü gibi devlet içinde ayrı bir hain paralel yapılanma olduğunu bilmeyen yoktur.

          Amerika; terör ve terörizm ’in ortak tanımına niçin yanaşmıyor? PYD, PKK’nın tek yumurta ikiz kardeşi, ABD’ne göre biri terör örgütü diğeri değil?

         Kurduğun- kurdurttuğun terör örgütleri ile ülkeleri önce zayıflatıp sonrasında da parçalayıp küçük devletçiklere bölebilirsin.  Küçük devletçikleri de kendi eyaletlerin gibi çok rahat yönetebilir, sömürebilirsin. Büyük savaşlara gerek yok, öyle değil mi?

          Biz yıllarca, alelade bir terör örgütü PKK ile PYD ile savaşmadık. Biz bugün, alelade bir terör örgütü FETÖ ile DAEŞ ile savaşmıyoruz.

       Bizim bugün karşımızda olan, Neo-Haçlı Ordusunun; FETÖ terör örgütü, DAEŞ, PKK-KCK-HDP, PYD-YPG gibi unsurları olduğundan kimsenin şüphesi olmasın.

        İnanın ki, Batı bu terör örgütlerinin arkasındaki desteğini çeksin, Türkiye tek başına bu terör örgütlerinin tamamının, 3-5 ay içerisinde kökünü kazır. Elbette, kendilerinin hoyratça cirit attıkları, Irak ve Suriye topraklarına Türkiye de girebilmeli, operasyonlar yapabilmelidir.

 

         Türkiye üzerindeki karabulutlar dağılmadı

 

         Türkiye’nin, hala uçurumun kenarında olduğunu unutmamak gerekir. Maalesef, 15 Temmuz Türkiye’yi işgal harekâtıydı ve bu badireyi Allah(cc)’ın izniyle atlattık. Ancak tehlikenin geçtiğini söyleyemeyiz.

         FETÖ terör örgütünün; Silahlı Kuvvetler, Emniyet, Yargı, MİT ve Milli Eğitim içerisine sızan unsurlarının önemli bir kısmı temizlendi. Ancak daha da önemli kısmının bu kurumlarda varlığını kripto olarak muhafaza ettiğini söyleyebiliriz.

        FETÖ terör örgütünün devlet içerisindeki unsurlarının düne göre, bugün için daha büyük tehlike arz ettiğini belirtmek istiyorum. Çünkü örgüt, içerideki unsurlarını tehdit ederek en çılgın eylemleri yaptırabilir. Örgüt tarafından ismi ifşa edileceklerin, kendini gizleyen her hainin müebbet hapis cezası ile yargılanacağı biliniyor. Bu nedenle örgütün içerideki hainler üzerindeki baskısı artmıştır.

          Devlet içerisindeki hainlerin temizlenmesinin yıllarca süreceğini biliyoruz. 40 yıldan fazla bir zamanda devletin kurumlarına yerleştirilen bu hainlerin, kısa bir sürede temizlenmesi beklenilmemelidir.

        Tüm kurumların, FETÖ terör örgütünün kripto halindeki unsurlarından arındırılması devlet politikası haline getirilmelidir.

         Türkiye, tamamen FETÖ terör örgütünden arındırılmış olsa dahi kendini güvende hissedemez. Bir defa, FETÖ terör örgütünün 150’den fazla ülkede örgütlenmiş olduğunu unutmamalıyız.

         FETÖ, DAEŞ, PKK-KCK-HDP, PYD-YPG gibi terör örgütlerinin, Neo-Haçlı Ordusunun unsurları olduğunu, sağır ve kör olanların haricinde herkes görüyordur.

           Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gaziantep’te yaptığı açıklamalara bakınca devletin de bu konuda aynı kanaatte olduğunu görmek sevindirici. Zira ilk defa bu kadar net doğru teşhiste bulunulması önemlidir.

          Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Terör örgütleri PKK, PYD, DAEŞ ve FETÖ arasında hiçbir fark yoktur. Hepsinin de arkasında aynı surat olduğunu biliyoruz. Vazgeçin artık bu kirli oyunlardan. Ey Batı, Türk Milletine ihanetinizi anlatan örgütlere isim bulmaktan alfabede harf kalmadı.” Evet, bu teşhis çok önemlidir.

         Yıllarca; sivrisinek- bataklık hikâyeleri dinledik. Türkiye’de kurutulacak bataklık yoktur ama Türkiye’nin önünü kesmeye çalışan sözde Batılı dostlarımızın! bölgemize ihraç ettiği terör örgütlerinin kanlı eylemleri vardır.

         Milliyet yazarı Tunca Bengin’in, Türkiye adına geçmişte ABD’de kritik yerlerde bulunan üst düzey bir görevliyle yaptığı söyleşide ilginç ifadeler var. Mesela; “CIA bu başarısız darbe girişimi sonucu ciddi bir itibar kaybetmiş ve Ortadoğu masasında tasfiyeler başlamıştır. Vietnam’dan sonraki ABD’nin en büyük hayal kırıklığıdır bu olay. Fetullah Gülen şu anda Türkiye’ye iade edilmemek için ABD’yi tehdit etmekte, beni iade ederseniz ben de Türkiye üzerindeki planlarınızı ve beni nasıl kullandığınızı anlatırım demektedir.”

         15 Temmuz’un NATO’da planlandığı açıktır. Bu işgal-darbe girişiminin başarısız olması Amerikalı ve Avrupalı dostlarımızı! çok üzmüştür. Amerikalı General; “Türkiye’deki muhataplarımızı tutukluyorsunuz” diyebilmiştir.

          Bu darbe-işgal girişimi püskürtüldü ancak tehlike geçmedi. 15 Temmuz’u planlayanların; “başarısız olduk, bu sevdadan vazgeçelim” diyecek halleri yoktur.

         Türkiye hızla büyüyor, her türlü silahını kendisi yapar hale geldi. Batı’nın yüzde 70 ihtiyar nüfusuna karşılık, yüzde 70 genç nüfusuyla dinamik bir yapıya sahip. Türkiye bu hızla büyümeye devam ederse; 15-20 yıl içerisinde önü kesilemez bir güç haline geleceği muhakkaktır. Batı; ne Türkiye’nin ne de Rusya’nın güçlenmesini istemiyor. Üstelik Rusya ile Türkiye’nin yakınlaşması, bu iki ülkenin süratli bir şekilde birlikte büyüyeceğinin göstergesi gibi. Bu durum Amerika’yı Avrupa’yı çok rahatsız ettiği, uykularını kaçırdığı çok açıktır. Yani Türkiye üzerine oynanan oyunlar 15 Temmuz’da son bulmuş değildir. Yeni oyunlar, yeni tezgâhlar planlayacaklarından kimsenin şüphesi olmasın.

 

          Evet, Tehlike sürüyor, saldırılar devam edecek ama…

 

          Şunu unutmamak gerekir ki, biz Türkler hep zorluklarda büyüdük. Zorluklar, sıkıntılar, saldırılar bizim panzehrimiz oldu. Küçük bir beylikti Osmanlı, Haçlı Orduları saldırdıkça büyüdü, saldırdıkça büyüdü. Nihayetinde Osmanlı cihan devleti oldu.

           Bu sıkıntılı süreçte birlik ve beraberliğimizi bozmadığımız sürece, ucuz politik hesaplara ülke menfaatlerini kurban etmediğimiz sürece bizi kimse yıkamaz. Bu konuda Cumhurbaşkanı ve Hükümet daha çok özverili olmak zorundadır. Muhalefet de elbette özverili olacaktır ancak çok daha fazlasını iktidardan beklemek doğal olanıdır.

           Batı’nın; Neo-Haçlı ordularının saldırılarına karşı durabilmek için birinci şart, “birlik ve beraberlik” dedik. Bu birlik ve beraberliği sürdürürken;

        -Güçlü istihbarat

        -Güçlü ordu

        -Güçlü siyaset (diplomasi)

        -Güçlü yargıyı oluşturmamız da şarttır.

 

 

      Avrupa Türkleri niçin sevmez, bir de Alman Profesör Naumark’tan dinleyelim:

         ALMAN PROF. NAUMARK'IN İTİRAFLARI

        "İstanbul Üniversitesi'nde öğretim üyesi Alman asıllı Prof..Naumark ile bir kısım öğrencisi Boğaziçi'nde geziye çıkarlar. Öğrencilerden biri Prof. Naumark'a şu soruyu sorar: - Avrupa bizi neden sevmez hocam?  

       Prof. Naumark şu yanıtı verir:

      - Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir, Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hristiyanların hücrelerine sinmiştir.

      Sebeplerine gelince: 

      1. Müslüman olduğunuz için sevmez. Ama faraza laik şöyle dursun, Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam eder. 

      2. Sizler farkında değilsiniz ama, onlar şu gerçeğin farkındadırlar: Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir. 

     3. Avrupa'nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa'yı pazar yapmaya başladınız. 

     4. En az 400 yıl Avrupa'da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz. 

     5. Selçuklular Anadolu'yu, Osmanlılar ise orta Avrupa ve Balkanları Haçlı ordusuna mezar ettiler. 

     6. Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hâkimiyet sağladılar. Önce ahlaki değerlerinizi yıpratmaya başladılar giyiminizden yaşantınıza kadar sonra kendi içinizde sizi bölmeye başladılar A,B,C,D...gibi. 

     7. Selçuklu ve bilhassa Osmanlı, İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydi, İslamiyet bugün belki sadece Hicaz'da varlığını devam ettirirdi, Kaldı ki Vehhabiliği kuranlar da, İngiliz Dominyon Bakanlığı'nın adamlarıdır. Batı her yerde İslamiyet'i, sapık inançlara kanalize etti. Ama Osmanlı, Asr-ı Saadet'i devam ettirdi. 

     8. Kilise size kin kusmaktadır. Ve sebepleri yukarıdadır. 

     9. Ben Türkiye'ye geldiğimde 2 üniversiteniz vardı, şimdi 19 üniversite var. (O tarihte öyle idi şimdi ise çok daha fazla.) Osmanlı zamanında ise her yerde bir medrese vardı tarihinize bakın her medresede bilim eğitimi vardı ilk denizaltını Osmanlı'nın yaptığını çoğunuz bilmiyorsunuzdur belki de ama Avrupa bunu biliyor. 

       10. Sizler, gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa'nın refahı ve medeniyeti yıkılır. Âmâ sizde bunun olması bu şartlarda çok zor. 

        11. Yine sizler, Avrupa'nın tarihi düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız.

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!