Türkiye Amerika ilişkileri düzelir mi?

Türkiye'de siyasi iktidarı darbe ve kalkışma yöntemleriyle devirmeye çalışan azmettirici ülkeler Amerika, İngiltere, İsrail ve taşeron terör örgütleri PKK ve FETÖ, Gezi, 7 Şubat 17/25 Aralık darbe girişimlerinde ve 15 Temmuz kalkışmasında başarılı olamamışlardı.

PAYLAŞ

Türkiye’de siyasi iktidarı darbe ve kalkışma yöntemleriyle devirmeye çalışan azmettirici ülkeler Amerika, İngiltere, İsrail ve taşeron terör örgütleri PKK ve FETÖ, Gezi, 7 Şubat 17/25 Aralık darbe girişimlerinde ve 15 Temmuz kalkışmasında başarılı olamamışlardı. Casus Avenjelik Papaz Brunson’un serbest bırakılmamasını bahane ederek Türkiye’yi tehdit eden hatta’ şu saate kadar bırakın’ hadsizliğinde bulunan ABD Başkanı TRUMP’a Türkiye Başkan’ı Erdoğan hak ettiği şekliyle çok ağır cevap vererek “Koyunlarında büyüttükleri FETÖ’cü alçaklarla ilgili adım atmayanlar bize hukuk dersi veremez. Ekonomik manipülasyon üzerinden bize diz çöktürmek isteyenler bu milleti tanımamış. Bu millete şantaj ve tehdit sökmez. Hele hele kabadayılık hiç sökmez” demişti. 15 Temmuz 2016 tarihli kanlı kalkışmanın 1 numaralı sanığı FETÖ elebaşı Gülen başta olmak üzere FETÖ’nün diğer firari militanlarını Türkiye’ye teslim etmeyen Amerika ve NATO ülkelerinde bu terör örgütü mensuplarına oturma izni veren hatta dolar üzerinden yüksek maaşlar ödeyen küresel finans çetesinin, dolar manipülasyonuyla Türkiye ekonomisini kur faiz sarmalıyla kuşatmasına açık destek İsrail’den, örtülü destek ise İngiltere’den geldi. Pensilvanya’nın en büyük şehri olan Philadelphia’dan canlı yayına katılan gazeteci Gregg Roman TRUMP’ın Türkiye yaptırımlarının yetersiz olduğunu belirterek FETÖ elebaşı Gülen ile YPG terör örgütü liderlerinin TRUMP tarafından Beyaz Saray’da birebir ağırlanması gerektiğini açıklamıştı. İngiltere ise TURUMP’ın Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına aşırı sevinmiş İngiliz turistlerin Türkiye’de daha ucuz harcama yapacaklarını(!) medya ile paylaşmışlardı.
TRUMP KENDİ AYAĞINA MI SIKTI ?

Uluslararası birçok ekonomist, ABD Başkanı Donald Trump’ın küresel ticaret ve siyaset dengelerini hedef alarak hiçe sayan tartışmalı adımlarının ters tepebileceğine vurgu yapıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) Baş ekonomisti Maurice Obstfeld, kısa süre önce ABD’nin ticaret savaşından en kötü etkilenecek ülkelerden biri olacağına işaret ederek, “Küresel misillemelerin merkezinde yer alan ABD, geniş kapsamlı ticaret çatışması nedeniyle ihracatının büyük bölümü tarifelere tabi tutulacağından özellikle kırılgan” değerlendirmesinde bulundu. Değeri onlarca milyar doları bulan yüzlerce ABD menşeli ürün şu an itibarıyla 33 ülkenin misilleme tarifelerine tabi tutuluyor.

28 ŞUBAT’TA ABD ERBAKAN’I NEDEN HEDEF ALMIŞTI?

Amerika’nın korkulu rüyası veya kabusu Hegomonik Küresel finans Sistemi’nin çökme tehdidiydi. Erbakan Refah-Yol iktidarını kurduktan sonra mevcut kapital finans sisteminin dışına çıkacağının işaretlerini baştan vermişti. ABD’nin 28 Şubat Süreci’nde Erbakan’dan rahatsız olduğu en önemli konu bağımsız ve faizsiz milli bir para sistemi oluşturulmasına yönelik bir projeyi hayata geçirmek için başlattığı proje olmuştu. Bu nedenle Erbakan iktidarı 3’üncü ayında ABD’nin TSK içindeki uzantıları tarafından hedefe alınmış, Erbakan’ı iktidardan düşürme çalışmaları BÇG tarafından başlatılmıştı. D8’lerin kuruluşu ve İran ile kurulan ilişkiler Amerika’nın rahatsızlık duyduğu diğer rahatsızlıklar arasındaydı.

Geçen hafta Çarşamba günkü yazımızda Amerika’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’yi neden hedef aldıkğını detayları ile açıklamıştık. Cumhurbaşkanı Erdoğan da 2017 yılı Ekim ayında D-8 Zirve açılışında yaptığı konuşmada; “Aramızdaki ticarette milli para birimlerimizi kullanırsak, D-8’de devrim yaparız. Dolar ve Euro baskısında ekonomiyi eritmeye gerek yok. Milli ve yerli parayla ticaret yaparsak ülkelerimiz kazanır” demişti. Günümüzde de ABD’nin dünya üzerinde kurduğu dolar hegemonyası sayesinde karşılıksız para basma, ekonomik manipülasyonlar yaparak finans sistemini yönetebilmesi karşısında Türkiye, ABD’nin ekonomik manipülasyonlarını sınırlandırmak için birçok ülkeyle yerli para birimi üzerinden ticaret girişiminde bulunmuştu. Örnek olarak Çin ve Rusya’nın kendi para birimleriyle ticaret yapması, altın bazlı bir yeni para birimi oluşturulması ve karşılıklı mal ve hizmetlerle barter türü ticaret yapılması da dahil her seçeneği masaya yatırması da dolar tröstünün kırılması açısından önemli bir gelişmeydi sanırım. Zira ABD’nin küresel liderlik projeksiyonu bugün artık dolar bazlı finans ve ticaret sistemini, askeri kompleksiyle destekleyerek, isteklerini kabaca dikte ettirmeye dönüşmüş durumda olması, Türkiye’ye karşı yapılan dolar operasyonu veya tehdidinin arka planına da ışık tutuyor sanırım. Ancak Başkan Erdoğan’ın tüm dünyaya ekonomik savaş ilan eden, yaptırım tehditleriyle ülkeleri haraca bağlayan bu düzeni asla kabul etmediğini açıklaması ’’Cezaymıs , kurmuş, dövizmiş, yaptırımmış hiçbiri umurumuzda değil. Biz bugünlere milletimizle geldik. Bizim krizden çıkış formülümüz budur. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Savunma sanayisinde bunu yaptık. Şimdi de bunu yapacağız. İhracatta bunu yaptık. Turizmde 40 milyona gidiyoruz. Haberler güzel. Diğer alanlarda da bunu yapacağız. Bize parmak sallayanları pişman edeceğiz‘’ sözleri meydan okumadan çok haksızlık ve hukuksuzluğa karşı onurlu bir direniş olarak değerlendirilebilir.

Türkiye gayet diplomatik bir dilde ABD’nin Türkiye ile eşit bir ilişki kurmak zorunda olduğunu belirterek bağımsız ve güçlü bir ülke olarak ABD’nin hukuksuz dayatmalarına prim verilmeyeceğini açıkça dosta düşmana açıklamış bulunuyor. Bu açıklamalara ABD’nin yaklaşımı Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğini belirleyecek. Haydi hayırlısı.

Mehmet Şerif

  • Etiketler
HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN