Dijital mahremiyet nedir? WhatsApp gerçekten uçtan uca şifreli mi?

Yeni medyanın toplumsal etkilerini incelemek gerekirse neler söyleyebiliriz? Dijital mahremiyet nedir? WhatsApp mesajları gerçekten uçtan uca korumalı mı?

PAYLAŞ

(MUAMMER SABRİ - HABER PLATOSU ÖZEL)

Hayatımıza girişinin ilk dönemlerinde internet; özgürlük, anındalık ve sınırsız alışveriş üzerine kurulu bir ‘siberalan’ ütopyası olarak algılanmıştır. Bir anlamda internetin insanları birbiriyle bağlantılı yaparak televizyonun kurduğu edilgen kitle kültüründen kurtaracağı savı ortaya atılmıştır. Ne var ki önce askeri, daha sonra üniversite çevrelerini birbirine bağlayan internet sonraki süreçte reklam ve finans mantığını taşıyan ticaret alanına ve politik alana hızlı bir yayılım göstermiştir. Nitekim “yeni medya” ticari ve politik potansiyeli onu bir ütopya olmaktan çok, tüketimin ve kontrolün kitleselleştirildiği bir araca dönüştürmüştür artık.

Milletler arası problemler, savaşlar; nitelik değiştirerek çok hızlı seyreden toplumsal dönüşümlere ayak uyduramamaktan kaynaklanan gelecek korkusu; bireysel ve örgütlü terörün yaygınlaşması; özellikle bireylerin mahremiyetine devletin sınırsız müdahalesine imkân veren teknolojilerin yaygınlaşması günümüz dünyasının temel gündem maddeleri.

Sosyal ağlar günlük hayatımızın niteliğini artırmaktadır. Profesyonel ve sosyal hayat, sosyal ağlar aracılığıyla gittikçe daha fazla rapor edilir, araştırılır, paylaşılır ve öğrenilir olmaktadır.

Bu durum da sosyal ağlarda mahremiyet çizgisinin sorgulanmasını gündeme getirmektedir. Ne var ki tartışmaya açık olan bu konu sosyal ağların kullanılırlığını ve sosyal ağlara olan ilgiyi azaltmamaktadır.

“Bir ürün için para ödemiyorsan ürün sensindir” mottosu yeni medya düzeninin temel kodunu açıklamaktadır.

Hemen her hizmet “sayısal” ortama yüklenerek kolayca ulaşılabilir olmuştur. Pandemi süreci buna büyük ivme kazandırmıştır. Yeni medya düzeninde sadece hizmet değil her insan da “kolayca ulaşılabilir” hale gelmiştir, bizzat “ürün”ün kendisi olmuştur.

 

Artık sosyal medyada bıraktığımız her iz, attığımız her  mesaj birer “veri” birer “ürün”.  Her birimiz teknoloji-güvenlik- istihbarat gurularının  birer “meta”sıyız, “köle”siyiz, gönüllü “içerik üreticisi” ve “ajanı”yız.

Bu nedenle dijital alanda “mahremiyet” diye bir mefhum yok. Hemen her anınınız, her şeyiniz kayıt altında. Cep telefonunuzun fotoğraf ya da video düğmesine dokunmanıza gerek yok. Uzaktan erişilebilerek özel halleriniz gayet kolayca kayıt altına alınabilir. Bunun çok sayıda örneği var. Zira cep telefonları “dinleme-izleme-görüntüleme cihazı” niteliğinde. “Kapalı” bile olsalar modern verip alıp vermeye devam edebiliyorlar.

Güvenlik, istihabarat ve teknoloji uzmanları cep telefonları “modern izleme aracı” olarak görmektedir. Yeni medya teknolojileri hayatı kolaylaştırırken insanı metalaştırmıştık. Artık dünyanın her bir santimetrekaresi pazar, artık yer küredeki her birey, “bir tık” ile kolayca ulaşılabilir “müşteri”.

Hele WhatsApp’ın şu bildirimi yok mu; çok gülüyorum: “Mesajlar ve aramalar uçtan uca şifrelidir. WhatsApp da dahil olmak üzere bu sohbetin dışında bulunan hiç kimse mesaj ve aramalarınızı okuyamaz ve dinleyemez.”

Amiyane tabirle birileri bizimle gerçekten dalga geçiyor olmasın. Bırakın WhatsApp’ı, bu teknolojiyi hangi ülkede kullanıyorsanız o internet erişimini nereden sağlıyorsanız o telekomünikasyon şirketi ve o ülkenin istihbarat örgütünün direkt ağına takılıyorsunuz zaten. Merak etmeyin irili ufaklı tüm “big brother”ler her zaman takipte. Hele kimi ülkelerin istihbarat mensuplarının “istihbari faaliyetlerde” güvenerek bu programı kullandıklarını duyunca “ört ki ölem” diyorum. Kendi adıma "WhatsApp uçtan uca şifreli" uyarısının masal olduğunu düşünenlerdenim. Aldığım kimi sinyaller onu gösteriyor. 

Sonuç olarak “dijital”in “d”ni temas ettiğiniz andan itibaren “siz siz değilsiniz” artık. Özel alanınız da yok, mahremiyetiniz de.

Bir örnekle bitireyim: Diyelim ki 10 yıl sonra Allah “Yürü ya kulum” dedi, bakan oldunuz, ya da büyük bir şirketin CEO’su oldunuz. Dijital karnenizi hemen önünüze sürecektir güç odakları. Onların dediğini yapmanız için. Şantaj unsuru olarak.

Vakti zamanında anne-babanızın “karne hediyesi” olarak aldığı cep telefonu başınıza belki de bela olacaktır; 15 yaşındayken yaşadığınız cinsel deneyimler, özel fotoğraflar ve mesajlara varana kadar dökülecektir önünüze. Hangi programla hangi cinsi ne kadar takip ettiniz, kaç defa ve saniye “çevrim içi mi değil mi” diye baktınız, ilgilendiniz kişi o anda kiminle çevrim içi halde olabilir diye ne tür sondajlama ve araştırmalar yaptınız, hangi konumlarla kimlerle kesişti cep telefonu konumunuz. Bütün dijital, sosyal, insani, kültürel etkileşim ve haritanız önünüze serilir.

Haber Platosu

Muammer Sabri

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN