60 bin yıl öncesinden günümüze 'Milli Mücadele' kenti Samsun

Karadeniz bölgesinin nüfus ve ekonomik potansiyel açısından en büyük kenti Samsun, bulunduğu coğrafya, bitki örtüsü, tarihi, sosyal, kültürel ve turistik dokusuyla adeta bir cazibe merkezi niteliğindedir. Tarihi dile kolay 60 bin yıl öncesine uzanır. Zaman tünelinin diğer ucuna baktığımızda tüm ihtişamıyla 'Milli Mücadele' kenti imajı sarıp sarmalar hepimizi….

PAYLAŞ
60 bin yıl öncesinden günümüze 'Milli Mücadele' kenti Samsun
Karadeniz bölgesinin nüfus ve ekonomik potansiyel açısından en büyük kenti Samsun, bulunduğu coğrafya, bitki örtüsü, tarihi, sosyal, kültürel ve turistik dokusuyla adeta bir cazibe merkezi niteliğindedir. Tarihi dile kolay 60 bin yıl öncesine uzanır. Zaman tünelinin diğer ucuna baktığımızda tüm ihtişamıyla “Milli Mücadele” kenti imajı sarıp sarmalar hepimizi….
Haber Platosu - Muammer Sabri

HABER: (MUAMMER SABRİ - HABER PLATOSU ÖZEL)

FOTOĞRAF: TEVFİK YILMAZ DEMİR

Karadeniz bölgesinin nüfus ve ekonomik potansiyel açısından en büyük kenti Samsun, bulunduğu coğrafya, bitki örtüsü, tarihi, sosyal, kültürel ve turistik dokusuyla adeta bir cazibe merkezi niteliğindedir. Tarihi dile kolay 60 bin yıl öncesine uzanır. Zaman tünelinin diğer ucuna baktığımızda tüm ihtişamıyla “Milli Mücadele” kenti imajı sarıp sarmalar hepimizi….

SAMSUN - Türkiye’deki 30 büyükşehirden biri olan Karadeniz’in incisi Samsun’un tarihi, Eski Taş Çağı'na dek uzanmaktadır. Tekkeköy Mağaraları’nda keşfedilen ve milattan önce 60 bin yılına ait olduğu tahmin edilen katman, şimdiye dek Karadeniz Bölgesi'nde keşfedilen en eski yerleşimdir. Burasının Türkiye'deki en eski üçüncü, dünyada ise sekizinci yerleşim olduğu tahmin edilmektedir.

İlin bugünkü sınırları içerisinde devlet kurarak yaşayan en eski topluluk milattan önce hüküm süren Gaşkalar'dır. Ardından Paflagonlar, Hititler, Frigyalılar, Kimmerler, Lidyalılar’ı görüyoruz tarih sahnesinde. Samsun, milattan önce 760-750 yıllarında Miletoslulaca Amisos adı ile küçük bir yerleşim alanında kurulmuştur. Ardından Persler, Makedonya İmparatorluğu, Pontus Krallığı, Roma, Bizans, Abbasiler derken tekrar Bizans’ın hüküm sürdüğü bu coğrafya 1185’te Anadolu Selçuklu hâkimiyetine geçmiştir. İlk defa Amisos ismi Selçuklularca Samsun olarak kullanılmaya başlanmıştır. Trabzon Rum İmparatorluğu ve Cenevizliler’in bir süre hüküm sürdüğü bu coğrafya 1296’da tekrar Anadolu Türklerinin olmuş ve 1389’da Osmanlı hükümranlığına dahil olmuştur.

Osmanlı döneminde Samsun merkezli Canik Sancağı teşkil edilir. Sancak, bugün Ordu’ya bağlı olan Fatsa ve Ünye’yi de kapsarken Bafra ve Kavak’a kadar uzanır. Samsun Cumhuriyet ilan edildikten sonra 1923 yılında da vilayet merkezi olur.

Ayrıca kimi eski Yunan kaynaklarında, Samsun ve dolaylarında Amazon olarak bilinen adı verilen savaşçı kadınların yaşadığı anlatılır. Amazonların kendi topraklarına yabancı erkek sokmadıkları ifade edilir.

Milli Mücadele’nin fitili ateşleniyor

Günümüze geldiğimizde ise tüm ihtişamıyla “Milli Mücadele” kenti imajı sarıp sarmalar bizi…

Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Milli Mücadele’nin fitilini ateşlediği kent olması Samsun’a eşsiz bir misyon katıyor. Paşa’nın Samsun’a çıkışı, Türk tarihi açısından da müstesna bir anlam taşıyor.

Gazi, Samsun’a niye gelmişti? Henüz Balkan Savaşları sırasında sadakatlerinin Osmanlı Devleti’ne değil Yunanistan’a olduğunu aşikar eden ve Doğu Karadeniz’de bir Pontus devleti hayaline sarılan kimi Rum teşekkülleri ve kiliseler Mondros Mütarekesi’nin akabinde Samsun’da faaliyetlerini hızlandırmıştı. Bilhassa Nebiyan Dağı’nı mesken tutan Rum çetelerinin saldırıları Müslüman halktan tepki görmüş ve Samsun’da Müdâfaa-i Hukuk teşekküllerinin çevresinde toparlanan halk direnişe geçmişti. Oysa Mütareke gereği silah bırakılması isteniyordu. Türkler işgalcilere direnmesin isteniyordu. İşte Gazi’nin, Samsun’a Dokuzuncu Ordu Müfettişi sıfatıyla gönderilme sebebi de görünürde bu direniş ve çatışmalara mani olmaktı. İlk durağı Samsun olan Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçerek kendisine verilen görevin aksine silahları toplamak yerine silah dağıtıp şura üstüne şuralar toplayıp direnişi örgütleyecekti.

Millî Mücadele’nin son yıl olan 1922’nin 7 Haziran’ında Samsun, Yunan donanmasınca bombalandı ve hükümet binası ve evler tahribat gördü.

Bugün; orijinal vapurun boyutlarına sadık kalınarak sahilde inşa edilen Bandırma Vapuru Müzesi başta olmak üzere Gazi Müzesi, İlkadım Anıtı ve Onur Anıtı, Samsun’u ziyaret edenlerin görmeden gitmemesi gereken Milli Mücadele günlerinin havasını yansıtan yer ve mekanların başında geliyor.

Cumhuriyet yılları


Cumhuriyet dönemindeki ilk sayımın gerçekleştirildiği 1927’de nüfusu 30 bin 33 olarak kayıtlara geçen Samsun’un coğrafi konumu, verimli toprakları ve ekonomisi dolayısıyla giderek cazibe merkezi kimliğine bürünerek 1950’lerin ortalarından itibaren ciddi göç almaya başladığı görülüyor. 1993’de büyükşehir statüsünü kazanan Samsun ve ilçelerinde 2020 verilerine göre 1 milyon 356 bin kişi yaşıyor.

Ülkenin demir ağlarla örüldüğü dönemde Samsun-Sivas demiryolunun 1932’de tamamlanması ve bölgenin Anadolu demiryolu ağına bağlanması da bölgenin cazibe merkezi haline gelmesi adına büyük bir kilometre taşı niteliğinde. Karadeniz’de tren yolunun ulaşabildiği son nokta ise Yeşilırmak’ın taşıdığı alüvyonlu topraklarda kurulu Çarşamba Ovası.

Liberal ekonomi politikalarının güdüldüğü Demokrat Parti döneminin kalkınma hamlelerinin bir zinciri olarak 1960’ta modern bir limana kavuşturulan Samsun’a 1960 sonrasında, planlı ekonomi döneminin ilk yıllarında Karadeniz Bakır İşletmeleri başta olmak üzere birçok sanayi tesisi kazandırıldı. 1963’te açılmış Samsun Fuarı da kentin ekonomik potansiyelinin açığa çıkarılması için atılmış önemli bir adımdı.

Eşsiz coğrafya

Ordu, Tokat, Amasya, Çorum ve Sinop illerinin çevrelediği Samsun; kuzeyden de Karadeniz’le kuşatılmış eşsiz bir coğrafyada yer alıyor. Merkez ilçenin yanı sıra Alaçam, Asarcık, Ayvacık, Bafra, Çarşamba, Havza, Kavak, Ladik, Ondokuzmayıs, Salıpazarı, Tekkeköy, Terme, Vezirköprü ve Yakakent adında 14 ilçesi bulunan Samsun, 9 bin 83 kilometrekare alana yayılıyor.

Karadeniz'e dökülerek iki büyük deltayı teşkil eden Kızılırmak ve Yeşilırmak nedeniyle Samsun kıyıları geniş bir koy niteliğini taşıyor.

Yeşilırmak’ın döküldüğü Çarşamba Ovası, Kızılırmak’ın denizle buluştuğu Bafra Ovası, Türkiye’nin önemli tarım merkezleri arasında yer alıyor. Yeşilırmak ve Kızılırmak’ın başta olmak üzere Terme Çayı, Mert Irmağı, Kürtün Çayı, Miliç Irmağı, Tersakan Çayı, Karaboğaz Deresi, Akçay, Uluçay, Esenli, İncesu, Hızırilyas ve Ballıca dereleri ile de Samsun su kaynakları açısından zengin bir potansiyeli barındırıyor.

Toplam tarım alanlarının yüzde 62'si sulanabilir alanlarından oluşuyor. Yetiştirilen tarım ürünleri arasında fasulye, fındık, tütün, soya, mısır, pancar, pırasa, lahana, kıvırcık, biber, kıvırcık, pancar, ıspanak, çeltik, şeftali, domates, karpuz, kavun ve kivi ön plana çıkıyor. 

Coğrafyasının yüzde 45'ini dağlar, yüzde 37'sini platolar, yüzde 18'ini ise ovalar oluşturuyor.

Bitki örtüsü ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir yapıya sahip olan bölgede kuş varlığı da kuş bilimi açısından uluslararası önem taşıyor.

Karadeniz Bölgesi'nin en uzun kıyı şeritlerinden birine sahip olan kent, deniz turizmi açısından o kadar şanslı değil. Zira bölgede deniz mevsimi 15 Haziran’da başlayıp 15 Ağustos’ta sona eriyor. 12 ay ortalamalarına bakıldığında güneşli gün sayısı da sınırlı.

Deniz turizminin yanı sıra son yıllarda kış turizmine yönelik faaliyetlerle de adından söz ettiren Samsun’da özellikle Ladik'teki Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezi 1675 metrelik kayak pisti ve 1300 metrelik telesiyeji ile misafirlerini ağırlıyor.

Samsun aynı zamanda bir öğrenci kenti. 1975’te kurulan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), 2018’de kurulan Samsun Üniversitesinde bugün toplam 50 bini aşkın öğrenci öğrenim görüyor, 3 bin dolayında akademisyen görev yapıyor.

“Nasıl anlatayım bilmem ki Samsun'u.

Eğitim-Bir-Sen Samsun 2 No’lu Şube Başkanı ve OMÜ Eğitim Fakültesi Fakülte Sekreteri Tevfik Yılmaz Demir, Samsun’un Karadeniz’in bir incisi olduğunu ifade ediyor.

Kentte gazeteci, yazar, edebiyatçı, öğretmen kimliğiyle de tanınan Demir, Samsun’u şöyle anlatıyor:

“Nasıl anlatayım bilmem ki Samsun'u”

Bir 19 Mayıs şehri olarak mı? Yoksa Karadeniz'in en büyük şehri ve incisi olarak mı?

Ya da bir tarafına Yeşilırmak'ı diğer tarafına Kızılırmak'ı alan ve Çarşamba, Bafra ovalarıyla kendi kendine yetebilen bir şehri mi?

Öte yandan kaplıcası, kanyonu, tarihi dokusu ile tüm ulaşım imkanlarıyla gelenin bir defa daha geldiği, tayiniyle mecburen gelenin bir daha geri dönmeyip yerleştiği bir şehir burası.

Karı az, yağmuru bol, yazı rutubetli ama insanı bunaltmayan, dışarıdan geleni kucaklayan ona yalnızlığını hissettirmeyen bir şehir burası.

Sanayisinden çok doğu ilçelerinde fındık, batı ilçelerinde sebze, meyve üretimi, iç bölgelerinde de hayvancılık şehrin ekonomisine ciddi katkı sağlıyor.

Ladik'teki Akdağ, Havza'daki kaplıcalar iç turizmin hareket merkezleri.

Velhasılıkelam Samsun her kesimden ve her yöreden insanın rahatlıkla yaşayabileceği, diğer cazibe merkezi illerden çok daha ucuz, çok daha kolay yaşayabileceği Karadeniz'in en güzel ve en büyük merkezi.”

Haber Platosu

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN