• 22 Nisan 2021 22:35

Cumhurbaşkanı Erdoğan Şiir Okudu Diye Hapse Atılmadı (1)


28 Şubat 1997 Post-modern Darbesi Türkiye’de unutulmayacak derecede kötülüklere ve hıyanetlere sebep olmuştur. Faşistler dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek kadar küstah, aşağılık ve çirkin davranış içine girmişler, akla ziyan darbe icraatlarının yanında bir de yargıyı kendilerine benzetmişlerdi. Hatta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını (İBB) görevde iken Ziya Gökalp’in şiirini okudu” diye hapse atmışlardı. Lakin işin aslı bu değildi. Peki, neden böyle bir işe kalkışmışlardı?
Bunun çok sebebi var. Bunlardan önemli olarak gördüğüm ve kendimle de alakalı sadece bir tanesini anlatmak istiyorum. İşte Erdoğan’ı hapse tıkmalarının sebebi şiir miir değil ordudan atılan askerleri İstanbul Büyükşehir Belediyesinde işe almasıydı.
1997 yılı Türkiye’si, tarihte görülmedik bir faşist baskı altında idi. Faşist General ve Amiraller ve bunların sivil uzantıları, hiçbir dönemde olmadığı kadar küstahlaşmış edepsizce işler yapıyorlardı. Hükümeti deviren bu askerler yaptıkları davranışlar ile tarihe kara bir leke olarak geçmişlerdir. Şimdilerde yargılamaları devam ederken “minnoş kedi”  tiplemesi ile karşımıza çıkıp yaptıkları edepsizlikleri inkâr ediyorlar. Fakat Anadolu çocuğu bu ayakları yemez! Artık kimseyi de böyle şirinlikler ile kandıramazlar…
Düşünün ne günler yaşamıştık. Devrin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Başbakan’ın vermiş olduğu davette “Burada rakı yok mu?” diyor. Rakı getirip zıkkımlanacak kadar küstahlaşıyordu.
O dönemde İBB Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, bu faşistlere direnen belki de tek kişiydi. Ordudan eşi başörtülü diye atılan yüzlerce askeri başkanlığını yaptığı İstanbul’da işe almıştı. Türkiye’nin her yerinde baskılar öyle şiddetli idi ki bütün belediye başkanları göreve getirdiği askerlerin işlerine son vermek zorunda kalmıştı. Fakat bu Tayyip Erdoğan direniyor faşist generalleri iplemiyordu bile…
Bu durum faşistler için kabul edilemezdi. Ne yapıp edip Erdoğan’ın burnunu sürtmek gerekiyordu. Sonunda Siirt’te bir şiir okudu diye hapse attılar. Dünya siyasi tarihinde emsali olmayan böyle bir suçtan dolayı hapse atılması ancak 28 Şubat faşistlerine yakışır bir davranıştı. Erdoğan’ın yerine adı Ali Müfit Gürtuna olan ve her emredileni yerine getiren zavallı bir adamı İBB Başkanlığına getirdiler. O da ilk icraatlarından biri olan benim gibi yüze yakın askeri Belediyeden attı. Kısaca bir kamu kurumundan daha atılmıştık. Suçumuz ise çok büyüktü! Namaz kılıp içki içmemek ve eşlerimizin başörtülü olmaları idi Bu ise tahammülü mümkün olmayan bir itaatsizlikti. Faşistlerin keyfi öyle istemişti canım ne var bunda!
Dönemin yargı mensupları ise bu faşistleri çılgınca alkışlıyor durumdan vazife çıkarıp benim gibi dinine bağlı askerlerin canlarına okumak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlardı. Fakat biz de o günlerde o şiirdeki gibi “'Minareler süngü, kubbeler miğfer; camiler kışlamız, müminler asker. Bir şey beni sindiremez; gökler, yerler açılsa, üzerimize tufanlar, yanardağlar saçılsa” diyorduk. Zira biz oyuz ki; imanıyla övündüğümüz ecdadımız, titretici şeylere hiçbir gün diz çökmemiş; zaferlerin kapısı, Anadolu'nun tapusu Malazgirt'ten ta Çanakkale'ye imanın geçilmez kalesine kadar bizi zaferden zafere koşturan şey işte şu anda içinde bulunduğumuz inanç birliğidir” demekten geri durmuyorduk.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!