Kürtler PKK'dan bunaldı, 'devlet nerede' diyor!

Diyarbakırlı eski Tarım Bakanı Mehdi Eker: Bölgedeki vatandaşlarımız operasyonları suskunlukla ya da özel görüşmelerimizde sözleriyle destekliyor. 'Devlet bizi PKK'nın şerrinden kurtarsın ama barış olsun' diyorlar. AK Parti'nin meseleye dair tasavvuru da çözüm iradesi de değişmedi. Yetkiye ihtiyacımız var.

PAYLAŞ
Kürtler PKK'dan bunaldı, 'devlet nerede' diyor!
Diyarbakırlı eski Tarım Bakanı Mehdi Eker: Bölgedeki vatandaşlarımız operasyonları suskunlukla ya da özel görüşmelerimizde sözleriyle destekliyor. “Devlet bizi PKK’nın şerrinden kurtarsın ama barış olsun” diyorlar. AK Parti’nin meseleye dair tasavvuru da çözüm iradesi de değişmedi. Yetkiye ihtiyacımız var.
Haber Platosu - Mehmet Şerif

Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, üç dönem kuralı nedeniyle 7 Haziran’da ayrıldığı aktif siyasete 1 Kasım’da geri dönüyor. Bu kez farklı bir şehirden. Adı Diyarbakır’la bitişen Eker, bu defa İstanbul 3. bölge milletvekili adayı. 59, 60, 61 ve 62. hükümette Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yaptığı için Cumhuriyet tarihinin en uzun süre görev yapan tarım bakanı aynı zamanda. Bölge gerçeğini iyi bilen biri olarak, nüfusunun yüzde 33’ü Kürt kökenli olan İstanbul 3. bölgede sahaya çoktan inmiş Eker. Kendisine İstanbul’u sorduk elbette ama ana konumuz kaçınılmaz olarak bölge gerçekleri oldu.

YSK’nın kararından önce HDP sözcüsü Ayhan Bilgen “YSK sandıkları birleştirirse seçimleri boykot ederiz. Devamında da iç savaş başlatırız” dedi.

Bu ağır bir tehdittir ve şantajdır. Demokraside böyle şey olmaz. Seçilmiş bir milletvekili kendine ve demokrasiye inanıyorsa böyle bir cümle kullanamaz. YSK’ya “işime gelmeyen bir karar verirsen Türkiye’ye zarar veririm” demek tehdittir. Daha önce de aynı partinin eş başkanı “biz arkamızı YPG’ye PKK’ya dayadık” demişti. Ama bu, çok daha ileri bir şey.

- Bölgede seçim güvenliğiyle ilgili düşünceniz nedir?

Diyarbakır’da üç dönem milletvekilliği yaptım. Neler yaşandığını biliyorum. Eğer bir sandıktan HDP’ye istenen oy çıkmamışsa insanların PKK tarafından cezalandırıldıklarını biliyorum. İnsanlar anlattılar. 6 Haziran gecesi Diyarbakır Kulp ilçesinde bir dağ köyünden vatandaş aradı beni. “Bakanım” dedi “gece yarısı PKK geldi, tehdit etti, jandarmaya haber verdik ama onlar gelene kadar PKK gitti” dedi. Benzeri çok olay var. İnsanları HDP’ye oy vermeleri için tehdit ediyor PKK. Yoksa cezalandırıyor. En hafifi de oy başına para cezası.

MİLLET SANDIĞA KADAR SABREDER

- Kandil’den ve HDP’den 7 Haziran öncesi gelen tehditler 11 Temmuz’da KCK’nın ateşkesi bitirmesiyle yakın ve gerçek tehlikelere dönüştü. Suçun cezasız kalması da bir sorun. Toplum fert fert, devlet kurumlarıyla sabrediyor ama nereye kadar? 

Millet tepkisini demokratik yollarla ortaya koyar. Şahısların işlediği suçların hesabı yasaların elverdiği şekilde hukuk içinde sorulur. Ama vatandaşın değerlendirme biçimi, demokratik eylemlerle tepkisini hissettirmesidir. Bayramdan önce İstanbul ve Ankara’da, milyonlarca insanın terörü ve teröre destek verenleri lanetlemesi gibi. Kamuoyundan gür ve toplu bir ses çıkması önemlidir. İşin diğer tarafı ise HDP’ye oy vermiş vatandaşların bu davranışı değerlendirmesi ve buna karşı bir tutum sergilemesidir. Beklenen budur. Bir partinin tutumu demokratik yollarla tepki görür. Millet sandık gününe kadar sabreder, kararını verir.

PKK TEHDİDİ BÖLGE HALKINI KORKUTTU

- 7 Haziran’da AK Parti bölgede neden oy kaybetti?

Bir yandan insanları tehditle şantajla baskı altına almak istediler. Van’da musluklardan kan akıtılması mesela. İnsanlar kendi canlarından değil akrabalarının, bir yakınlarının, çoluk çocuğunun başına bir şey getirilmesinden korkuyor. Bölgenin hafızası taze çünkü. Kobani olaylarında bunların ne olduğunu gördü halk. Gencecik çocukları canice hislerle katlettiler. Dolayısıyla insanların bir kısmı “bunlar tehdide devam ediyor, barajı geçmezlerse yine 6-8 Ekim’deki gibi yaparlar” diyerek, bir kısmı ise “çözümü mecliste bulsunlar” diye oy verdi. “Çözümün sağladığı ortam, demokratikleşme ve sivilleşme sürsün, çatışmasızlık devam etsin, HDP de gitsin mecliste siyaset yapsın” diye oy verdi HDP’ye. Ama sükûtu hayale uğradılar. Çünkü hemen ardından tehditler, PKK’ye dayandık söylemleri ve devrimci halk savaşı geldi. 

- Bu bizi umutsuz bir noktaya getirmiyor mu: Türkiye, devleti ve toplumuyla PKK’nın silah bırakıp siyaset yapması projesine destek verdi. PKK HDP’lileşecekti. HDP PKK’lılaştı. Meşru siyasi yapı da teröre ram oluyorsa bu sorunu nasıl aşacağız?

Sivil siyaset vesayete karşı durmadığı sürece, Türkiye şunu yapacak-yapıyor mecburen: Kendisine yönelmiş olan silahlı terör eylemlerini bertaraf eder, tedbirlerini alır. Demokratikleşme ve sivilleşme yoluyla da bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını muhatap kabul edip onlarla yaptığı sözleşme gereği, var olan sosyal siyasi meseleleri reformlarla kendisi çözer. Muhatabı doğrudan vatandaşın kendisidir.

AK PARTİ BU SORUNU ÇÖZMEK İSTİYOR

- On yıldır kabinedeydiniz. AK Parti hükümetleri hep bu soruna yönelik politikalar yürüttü. Peki çözüm süreci nerede tıkandı?

Biz Türkiye’nin kronik bir meselesini çözmek istiyoruz. Bu AK Parti’nin sorumlu olduğu bir mesele değil, Türkiye’nin bir meselesi. Tarihsel bir mesele, kanayan bir mesele. Akan kan Türkiye’nin kanı. Bunun demokratikleşme ve sivilleşme yoluyla çözülmesi asıldır. Türkiye’yi demokratikleştirelim sivilleştirelim, istismar alanlarını ortadan kaldıralım. Terörist eyleme bahane olabilecek durumları ortadan kaldıralım istedik. İktidara geldiğimizde PKK’nın terör eylemleri başlayalı 18 yıl olmuştu. Ve o güne dek uygulanan yöntemler etkili olmamıştı. Biz “bu ülkenin hafızasındaki şifreleri okuyarak bu meseleyi barış içinde çözebiliriz” dedik. AK Parti bu sorunu çözmek için son köprüdür.

BİZ KAYBEDERSEK TÜRKİYE KAYBEDER

- Neden son olsun?

Çünkü milleti bin senedir bir arada tutan değerlere yaslanan tek partiyiz biz. O değerlerden beslendik, o değerlerle varız. O yüzden ülkenin doğusundan batısından, Kürt’ten ve Türk’ten oy aldık. CHP, MHP ya da HDP gibi değiliz. Köprü olma vazifesi budur. Hem coğrafi olarak, hem sosyal tabakalar arasında köprüyü AK Parti ve bizim düşüncemiz oluşturuyor. Dolayısıyla sahip olduğumuz bu imkanla, Türkiye’yi bu kanamalı meseleden kurtarabileceğimizi düşünüyoruz. 13 yılda demokratikleşme ve sivilleşme alanında büyük mesafe kat ettik. Millet de gördü, bizi en yüksek düzeyde destekledi. Kürt seçmenin oyunu da yüksek düzeyde AK Parti aldı. Hala da ciddi oyumuz var bölgede.

- AK Partinin bölgeyi kaybetmesi Türkiye’nin bölgeyi kaybetmesi midir?

AK Parti yerli düşüncenin ürünü. Değerleri evrensel. Bir medeniyet tasavvuru var. Ve bu üçlü kombinasyonla bir siyaset tasavvuru oluştu. Bununla Türkiye’nin birikmiş, cumhuriyet döneminde gelişmiş sorunlarını çözmeye çalıştı. Sorunu yaratan zihin ve onun türevi siyasi partiler AK Parti Türkiye’deki arasındaki Kürtler ile Türkler arasında, çevre ile merkez arasındaki köprü. Tayyip Erdoğan’a, Davutoğlu’na ve AK Partiye saldırı aslında bu köprüyü saldırıdır. AK Parti bölgeden çıkar, bölge kaybedilirse bu Türkiye’nin kaybıdır. Çünkü vicdan köprüsü, değer köprüsü, ortak tarih ortak geçmiş ve ortak gelecek inşası ve tasavvuru bu köprüdedir. Halkta karşılığı var. PKK bundan rahatsız. Çok rahatsız.

BİZİM DE HATAMIZ EKSİĞİMİZ OLABİLİR

- Peki, bu kayıp bilgisi ve duygusu, bölge halkınca da böylece biliniyor mu?  

Toplumun ana omurgası bunun farkında. AK Partiye de bu duyguyla sahip çıktı. Çünkü ana kütlenin demokratik talepleri var. Refahtan ve kamu hizmetinden pay alma talebi var. Ama bölünme arzusu yok. Bunu realize edecek, hem kendini olduğu gibi sevecek kabul edecek hem de sorunları çözecek bir siyasi kadro olarak görüyor AK Parti’yi. O nedenle destek veriyor. Tabi şöyle bir durum olabiliyor. Örgütün insanlar üzerinde psikolojik ve fiziki baskısı var. İnsanlar kendileri için değil akrabaları için tedirgin oluyor. Bu zarardan korunmak için de ya fikrini açıklayamıyor ya iradesini sandığa yansıtmıyor. Bazen bizim kendimizi ifade biçimimizdeki eksiklik, hata sebebiyle ya da algı operasyonlarıyla kitle başka bir duygu moduna sürüklenebiliyor. Bunu özellikle Kobani meselesinde yaşadık. Kobani üzerinden ciddi bir mühendislik yapıldığını biliyoruz. Cumhurbaşkınımızın konuşması bağlamından koparıldı, farklı bir mesaja dönüştürüldü. AK Parti düşmanlığı yaratıldı, algı operasyonlarının da etkisi oldu.

- PKK her Kürt evinden bir cenaze çıksın ister. Çatışmayı PKK başlattı ama onun istediği olmuyor mu şu an?

PKK’nın yol kesme, haraç alma, cezalandırma, paralel sistem kurma teşebbüsü bölgeyi çok bunalttı. Bazı yerlerde belli bir değerin üzerinde kıymetli otomobili olandan bile haraç alıyorlar. İnsanlar aralarında da bizimle konuşurken de söylüyor. Diyorlar ki “devlet nerede? Gelsin bunlara haddini bildirsin, bizi de PKK’dan kurtarsın”. Öyle bir eşik ki, insanlar henüz yüksek sesle sokakta söyleyemiyor, ailelerine zarar gelmesin diye susuyorlar ama bu suskunluk bile operasyonlara onaydır. Vatandaş “devlet gelsin” ama barış da olsun” diyor. Biz 90’ların yöntemlerine hep karşı çıktık. Bu yanlış yöntemlerin sorunu çözmediğini, büyüttüğünü biliyoruz. Onun için bizim sözleşmemiz milletle. Biz millete diyoruz ki, “bize destek olun meseleleri çözelim”. Bizim yegâne gücümüz aldığımız oydur. Millet bize güvenip oy verirse reform yaparız. Reformla bu sorunu çözeriz.

Silah sesleri arasında ne konuşulabilir ki?

- AK Partinin Kürt sorunu-PKK sorunu için yeni önerisi ne?

PKK’nın silah bırakması sınır dışına çıkması ön şart haline geldi. Çünkü silah sesleri arasında yeni bir şey konuşamazsınız. İşin diğer yanı bugüne dek atılan adımlar parlamentodaki çoğunluğa dayalıydı. Bu olmadan hangi düzenlemeyi yapabilirsiniz. İşin özü bu. Önümüzde bir seçim var. Vatandaşlarımızın çözümle ilgili beklentileri önemlidir. Bizim tasavvurumuz değişmedi. Kasımda yetki alırsak silahların susması, PKK’nın etkisiz hale gelmesi dışında kim ne konuşmak istiyorsa gelir Mecliste konuşur. Toplum desteği olursa adımlar birlikte atılır. Ama terör varsa, insanlar sürülüyor korkutuluyorsa birinci öncelik buna son verilmesi olur.

Paralel yapı sürece çok zarar verdi

- Paralel yapının süreçteki ve bölgedeki etkinliği nedir?

Görevini yapması gereken bazı bürokratlar bu süreçte görevini yapmadı. Durum tespit edildiğinde değiştiriliyor ama kabul edelim ki tüm bu süreçte Türkiye paralel yapıyla mücadele ediyordu. KCK operasyonlarını organize eden, seçilmişler dahil herkesi dahil edip, gece yarısı evinden alıp, kelepçe takmadan 150 kilometre getirip, üç gün sorguladıktan sonra Diyarbakır Savcılığı’nın avlusuna indirip, hepsini tek sıraya dizip, kelepçeleyip fotoğraf çekip, el altından basına servis edip Türkiye’de zihin bulanıklığı yaratmaya, Türkiye’de herkesin dahil olduğu barışı bozmaya çalışan bir akıl var.  Şimdi de bölgede bambaşka bir işbirliği içindeler.

Hükümeti değiştirmek istemedik diyorlar

- Sahada durum nasıl, ne diyor halk size?

Görüyoruz ki insanların AK Parti’yi tek başına iktidardan etmek gibi bir hedefi amacı yokmuş. HDP barajı geçsin, geçerse barışa katkısı olur. Geçemezse problem olur diye düşünmüşler. Bunu iyi niyetle düşünmüşler. HDP de bu mesajları verdi. Demirtaş Batman’da “yüzde 15 oyu bize verin, PKK’ya biz silah bıraktırırız” diyor. Ama onlara bu niyetle verilen oyların barışa çözüme dönüşmedi, barış dili kullanmadılar bilakis hendekler, devrimci halk savaşları geldi. Öte yandan tek parti iktidarının oluşmadığı bir tablo çıktı sandıktan. Ekonomik kaygılar arttı. İnsanlar bu sebeplerden dolayı 7 Haziran sonuçlarından dolayı bir kaygıyı ifade ediyor bize.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN