Faizle borç almayan tek Başbakan Erbakan

'Milli Görüş Temelinde Dünya ve Türkiye'de Faiz Belası' konulu panel, önemli isimlerin katılımıyla Ankara'da gerçekleştirildi. Alanında uzman isimlerin ortak görüşü faizin sömürünün en önemli enstrümanı olduğuydu.

Din Görevlileri Birliği Derneği’nin (Din-Bir-Der) Milli Görüş Lideri 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ahirete irtihalinin 5. sene-i devriyesi münasebetiyle düzenlediği ‘Milli Görüş Temelinde Dünya ve Türkiye’de Faiz Belası’ konulu panel, önemli isimlerin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Alanında uzman isimlerin ortak görüşü faizin sömürünün en önemli enstrümanı olduğuydu.

Din Görevlileri Birliği’nin (DİN-BİR-DER) Türkiye Diyanet Vakfı Kocatepe Konferans Salonu’nda düzenlediği geniş katılımlı panele çok sayıda vatandaş katıldı. Konusunda uzman akademisyenler ile ilim adamlarının iştirak ettiği programın açılış töreni ‘faizin halkları sömüren bir mikrop’ olduğu vurgulanırken, ekonomik anlamda yeni bir dünya için adil bir düzenin şart olduğu vurgusu yapıldı. Sunuculuğunu İshak Özen’in yaptığı panelin açılışı ise Kur’ın-ı Kerim tilavetiyle gerçekleştirildi. Diyanet İşleri Eski Başkanı Lütfü Doğan, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Ahmet Tekdal, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları Yaşar Canbay, Mehmet Karaman, İsmail Hakkı Akkiraz, Latif Öztek, ÖĞDER Genel Başkanı Hamdi Sürücü, ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus, Memur-Sen Ankara İl Başkanı Mustafa Kır’ın yanı sıra çok sayıda isim panele katıldı.

İKİ ESASA RİAYET EDİLMELİ

“İKİ esasa mutlaka riayet edilmeli” dir diyerek sözlerine başlayan Diyanet İşleri Eski Başkanı Lütfü Doğan Hoca ise, “Herhangi bir insan ‘İslamiyet’i bize özet telkin et diyecek olursa, ‘İslamiyet Allah’ın buyruklarına kayıtsız şartsız saygılı olmak, yarattıklarına merhametli olmaktır’ Bu iki esasa riayet edilirse hem bu dünyada hem ahirette kişi görevlerini yerine getirmiş olur”  diye konuştu.

LÜTFÜ DOĞAN, UMRE’DEKİ ERBAKAN HATIRASINI ANLATTI

Diyanet İşleri Eski Genel Başkanı Lütfü Doğan Hoca ise açılış konuşmasında Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile Kirazlıdere Hapishanesi’nde yaşadığı bir hatırasını anlattı. Doğan, “Günlük programlarımız çerçevesinde derslerle ilerliyorduk. Öğlen namazından sonra, akşam ve yatsı namazlarından sonra hadis dersleri yapıyorduk. Hocamız ‘inşallah buradan çıkacağız. Yanlış yaptığımıza kani değiliz, gücümüz yettiği kadar millete faydalı olmaya çalıştık. Beraat ettiğimizde birlikte şükür için bir Umre yapacağız’ dedi. 5 yıl sonra beraat kararı verildi. Umre’ye hep beraber gittik. Bir işadamı bizi orada misafir etti. Hane sahibi, ‘Aziz misafirler ile bir arada bulunmaktan dolayı bizleri şereflendirdiniz. Benim yerime ise Prof. Muhammed Kutup Bey konuşacak’ dedi. Muhammed Kutup ise söz arasında ise ‘Cenab-ı Hak, İslam toplumlarına ümmete 1. ve 2. Dünya Savaşı döneminde iki insan gönderdi. İlki Abdulhamit Han ikincisi ise Necmettin Erbakan’dır. Abdulhamit Han, yapılan teklifler karşısında o büyük sultan onları def ederek kovmuştu.  ‘Siyonist düşünceyi taşıyan kimselerin ana gayeleri ilerde fırsat bulduklarında Filistin’de bir İsrail Devleti kurmaktır’ diyen Abdulhamit Han, o toprakları kendi toprakları ilan etmişti. Muhammed Kutup önce bunu anlattı. Sonrasında ise ‘2. Dünya Savaşı’ndan sonra Cenab-ı Hak Necmettin bey kardeşimizi İslam ümmetine ihsan buyurdu’ dedi. Muhammed Kutup sonrasında ise bize önemli bazı dini konularda bilgiler aktardı” diyerek hatırasını anlattı. Doğan, konuşmasının son kısmında ise iki önemli tavsiye de bulundu. Doğan, “Ben burada şunu ifade etmek istiyorum. İki esasa riayet edilmeli. İslam ümmetine hizmet, insanlığın hayrını düşünüp ilmi yönden, idari yönden tedbirler almak. Yapabilecek güçte olan kimseler de düşünce yönünden yardımcı olmaktır.  Herhangi bir insan ‘İslamiyet’i bize özet telkin et diyecek olursa, ‘İslamiyet Allah’ın buyruklarına kayıtsız şartsız saygılı olmak, yarattıklarına merhametli olmaktır’ Bu iki esasa riayet edilirse hem bu dünyada hem ahrette kişi görevlerini yerine getirmiş olur”  diye konuştu.

FAİZ MİKROBUNA KARŞI MÜCADELE YÜRÜTÜYORUZ

“Milli Görüş Temelinde Dünya ve Türkiye’de Faiz Belası’ adlı panelin açılışında konuşan Din-Bir-Der Genel Başkanı Muhittin Yıldırım, “Milli Görüş olarak bu ülkede yıllardır maddi ve manevi kalkınmayı hedefliyor. Bunu temelden sarsan ise büyük bir mikrop var. Hocamız buna ‘faiz mikrobu’ diyordu. Biz de bu mikrobu masaya yatırarak, çareleri ortaya koymaya çalışacağız. Dernek olarak, hem bir vefa borcu hem de milletimize faiz belası bakımından düştüğü çukurdan çıkması için bir açılım getirmek maksadıyla bu paneli düzenliyoruz” dedi.

‘Milli Görüş Temelinde Dünya ve Türkiye’de Faiz Belası’ adlı paneli gerçekleştiren Din-Bir-Der Genel Başkanı Muhittin Yıldırım, konuşmasında faizin kötülüklerini anlatarak, önemli mesajlar verdi. Yıldırım, önce dini sahada vazife icra eden bütün hocaların görev bilinçlerini artırmak için çalışma yürüttüklerini aktararak, “Ülke evlatlarının dini ve milli olarak şuurlandırılıması yönünde hareket ediyoruz. İnsanlığa hizmet için bu çalışmaları yürütüyoruz” dedi. “Milli Görüş milletin esasını temel alan hareket olduğuna göre maddi ve manevi olarak kalkınmayı öncelemeyen bir görüş asla Milli Görüş olamaz” diyen Yıldırım, İslam ümmetinin tarihteki bütün başarılarını maddi ve manevi kalkınmadaki çabasına bağlı olduğunu söyledi.

Yıldırım, Milli Görüş’ün Türkiye’de yıllardır maddi ve manevi kalkınmayı hedeflediğini aktararak, “Milli Görüş olarak bu ülkede yıllardır maddi ve manevi kalkınmayı hedefliyor. Bunu temelden sarsan ise büyük bir mikrop var. Hocamız buna ‘faiz mikrobu’ diyordu. Biz de bu mikrobu masaya yatırarak, çareleri ortaya koymaya çalışacağız. Dernek olarak, hem bir vefa borcu hem de milletimize faiz belası bakımından düştüğü çukurdan çıkması için bir açılım getirmek maksadıyla bu paneli düzenliyoruz” dedi.  Yıldırım, konuşmasının devamında ise  “Milletimizin inancını oluşturan görüş Milli Görüş’tür. Mazlumun yanında zalimin karşısında duran görüştür. Milletimizin inandığı değerleri üstün tutan görüş Milli Görüş’tür. Çünkü kaba kuvveti değil Hakkı üstün tutandır.  Milli Görüş’ün kimyası budur. Fiziği ise hidayet esasına dayanır. İnandığımız temel değerleri şahısların sayısı ile değil, hakikat ile açıklamaktır Milli Görüş” değerlendirmesini yaptı.

“Manevi kalkınma olmadan maddi kalkınma olmaz” diyen Yıldırım son olarak maddi ve manevi kalkınmanın beraber gerçekleşmesi gerektiğine işaret etti. Yıldırım, “Faiz öyle bir beladır ki, hem maddi ve hem de manevi kalkınmayı berbat ediyor. Ekonomiyi ve ahlaki çöküntüyü beraberinde getiren mikrop olmasından dolayı maddi ve manevi kalkınmayı tahrip ediyor. Hocamız, ‘insan bedeni için yapılan bütün çalışmalar maddi kalkınmadır ama manevi kalkınma ise ruh ve beden bütünlüğünü birlikteliğinden oluşur” açıklamasında bulundu.

FAKİRİN PARASINI ALAN YASAL SİSTEM...

Prof. Dr. Latif Öztek, faizin zenginlerin sömürü aracı olduğunu belirterek, “Fakirin elindekini alıp zenginlere veren yasal bir sistemdir. Faiz ekonomiye yüktür. Zenginler ve iş adamları faiz ödemesi yapmaz. Zengin devletler de faiz ödemezler onlar sadece alır. Zengin ülkelerde faiz oranları düşük ya da yoktur. Ancak fakir ülkelerde devlet bütçesinin önemli bir bölümü faizdir” şeklinde konuştu.

Oturumun açılışını yapan Prof. Dr. Latif Öztek, faizin zenginlerin sömürü aracı olduğunu belirterek, “Fakirin elindekini alıp zenginlere veren yasal bir sistemdir. Faiz ekonomiye yüktür. Zenginler ve iş adamları faiz ödemesi yapmaz. Zengin devletler de faiz ödemezler onlar sadece alır. Zengin ülkelerde faiz oranları düşük ya da yoktur. Ancak fakir ülkelerde devlet bütçesinin önemli bir bölümü faizdir. Türkiye bile geçen yıl 53 milyar dolar faiz ödemesi yaptı. Bu yıl ise 56 milyar faiz bütçede görülüyor.  Buna biz baştan beri karşıyız. Mevcut iktidar zaman içerisinde atmasını, OVP’de ise bunu 59 milyar olarak göstermiş.  Biz bu tavrı anlamaktan güçlük çekiyoruz. Bir yandan faizden şikayetçiler diğer yandan sürekli faiz miktarı artıyor” dedi. Öztek, bu ekonomik politikalar ile faiz belasından kurtulmanın imkansız olduğunu da sözlerine ekleyerek, “Bütçe açığını kapatmak için borçlanmaya gidiliyor. Bu yapılınca da faiz ödeniyor. Borç-faiz sarmalı da böylelikle başlamış oluyor. Bir Japon bilim adamı savaş, terör gibi konulardan önce herkesin faiz konusunda birlikte hareket etmesi gerektiğini söylüyor. Demek ki artık herkes faiz konusunda mutabık. Faizin toplumları sömürdüğünü artık herkes görüyor” açıklamasında bulundu.

FAİZ, MALI ALLAH’TAN ÇOK SEVMEK DEMEKTİR

Prof. Dr. Yunus Vehbi  de Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan için, “Kendisi İslam ülkelerinde ilk siyaset okulunu kuran liderdi. Mekanı Firdevs cennetleri olsun inşallah” diyerek konuşmasına başladı. Vehbi, “Cahiliye dönemindeki faizin benzerini bankalar yürütüyor. Allah ‘güzel bir şekilde borç verin’ diye emretmiştir. Günümüzde ise çok az insan birbirine borç veriyor. Allah’ın emirlerini kurumsallaştırmayınca Batılılar faizi başımıza bela ettiler” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Yunus Vehbi Yavuz,  ‘İslam fıkhında faiz’ konulu sunumunda, “Amerikalılar ile Müslümanlar ile aralarındaki fark beyin farkıdır. Onlar beyinlerini tam kapasite ile çalıştırıyorlardır, ama bizler ise hafızayı çalıştırıyoruz, bizlerin de beynimizi çalıştırması gerekiyor” dedi. Yavuz, Erbakan için ise “Kendisi İslam ülkelerinde ilk siyaset okulunu kuran liderdi. Mekanı Firdevs cennetleri olsun inşallah” diyerek faiz konusuna değindi. “Faiz yiyen adam rızkına haram bulaşmış olur” diyen Yavuz şunları kaydetti: “Faiz meselesi kulluğun da çok önemli bir unsurudur. Allah çok net bir ifade ile alışverişi helal faizi haram kıldı. Allah’ın yasakladığı faizi çok iyi anlamış değiliz. Bunun için biraz kafa yormamız gerekir. Bu konuda İslam dünyasında Müslümanların anlaması için çok çalışma yapılmıyor. Faiz bir zulüm ve haksızlık olayıdır. Allah birbirimize zulüm ve haksızlık etmeyelim diye yasaklamıştır. Piyasalarda ve çarşılarda malların mübadelesinde haksızların gerçekleşeceği anlaşıldığı için hükümler ortaya konmuştur. Müslümanlar alışverişlerde birbirini aldatmasın diye ortaya konmuştur. Faiz malı Allahtan çok sevmek demektir. İlim ve devlet adamlarına büyük görevler düşüyor”

BORÇLANMAK, FAİZ LOBİSİNE PARA AKTARMAKTIR

Prof. Dr. Yılmaz Altun, sunumunda şu hususlara dikkat çekti: “Borçlanmak demek faiz lobisine para aktarmak demektir. Refah Hükümeti döneminde faiz borçlanmasına Erbakan Hoca karşı çıktı ve bunu engelleyerek, borçlanma ihalesini erteletmiştir. Cumhuriyet tarihinde bunu başaran tek kişi Erbakan’dı. Faizi kutsayanlara karşı denk bütçeyi yapabilen tek kişiydi.”

ALTUN: FAİZ BORÇLANMASINI ENGELLEYEN TEK KİŞİYDİ ERBAKAN

‘Erbakan’ın faizle mücadelesi’ başlıklı sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Yılmaz Altun konuşmasında MSP döneminde önemli icraatlara imza atıldığını belirterek, 97 Refah-Yol Hükümeti’nde ise havuz sistemi faize karşı en büyük adımları attığını söyledi. Altun, sunumunda şu hususlara dikkat çekti: “Borçlanmak demek faiz lobisine para aktarmak demektir. Refah Hükümeti döneminde faiz borçlanmasına Hoca karşı çıktı ve bunu engelleyerek, borçlanma ihalesini erteletmiştir. Cumhuriyet tarihinde bunu başaran tek kişi Erbakan’dı. Faizi kutsayanlara karşı denk bütçeyi yapabilen tek kişiydi” açıklamasını yaptı.

DİNİ DEĞİŞTİRME GAYRETİ...

Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu panelde “Dünya Ölçeğinde Sömürü Aracı Olarak Faiz” konusunu anlattı. Kurtoğlu, “İslam dünyası paraya bir türlü çözüm bulamamıştır. Paranın doğuşunda bir münafıklık vardır. Lidyalılarda kadının evlenmesi için para biriktirmesi gerekiyordu. Bu da gayri meşru ilişkileri doğurdu. Bugün karşı karşıya olduğumuz durumda dini değiştirme olayı vardır. Toplum medya ile dönüştürülüyor” değerlendirmesinde bulundu.

KURTOĞLU: DOLAR GİDİCİ YENİ PARA BİRİMİ GELİYOR

Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu, “Dünya Ölçeğinde Sömürü Aracı Olarak Faiz” konusunu anlattı. İslam dünyasının içine düştüğü durumun sebebinin Kur’an-ı anlamamasından geçtiğine dikkat çeken Kurtoğlu, “İslam dünyası paraya bir türlü çözüm bulamamıştır. Paranın doğuşunda bir münafıklık vardır. Lidyalılarda kadının evlenmesi için para biriktirmesi gerekiyordu. Bu da gayri meşru ilişkileri doğurdu. Bugün karşı karşıya olduğumuz durumda dini değiştirme olayı vardır. Toplum medya ile dönüştürülüyor. Parayı kontrol eden mekanizma internet ile bilgileri de kontrol ediyor. Bu gün bir kumarhane kapitalizmi parlatılıyor. Bütün bu oyunların başı ise FED’dir. Bu banka kontrol altına alınmadan dünyadan faizi kaldırmak mümkün değildir. Bir üç kağıt düzeni vardır. Küresel hegemonyanın yegane temeli paradır. Artık Batı’da da faizin insanlığı öldürdüğünü söyleyen bilim adamları vardır. Dolar ve Euro artık gidici. Kanada , ABD ve Meksika artık yeni bir para birimi ortaya koyuyor. Dolar artık bundan sonra bir tuvalet kağıdı olacaktır. Bunlar bizleri cephede yenemediler. Balta Limanı Anlaşması ile para oyunlarına başladılar. İslam dünyasının karşı karşıya olduğu beladır. Bu gün yine aynı oyun oynanıyor. Tarih aptallar için tekerrür eder.  Biz maalesef Osmanlı’dan ders almadık, borçlanmalar yapmaya başladık. Şimdi ise borç stoğumuz 680 milyar civarında. Bu ekonomi bu borcu kaldıramaz. Biz adam gibi bir medeniyet kuramazsak, İslam

dünyası ayağa kalkamaz.  Eğer okursak bu gün ne IŞİD olur, ne de işi boşaltılmış muhafazakar olur”

“Şöyle olursa böyle olur” diye bir şey yoktur

Doç. Dr. İbrahim Halil Sugözü, ‘Türkiye ölçeğinde sömürü aracı olarak faiz’ başlıklı sunumunda faiz belasının arka planına işaret etti. Doç. Dr. İbrahim Halil Sugözü, “İlahiyatçılar faize haram desinler, iktisatçılar konuyu halleder. Faiz konusunda şöyle olursa böyle olur diye bir şey yoktur. Faiz açıkça haram kılınmıştır. Paranın değeri düşerse diye bir durum yoktur” dedi.

İBRAHİM HALİL SUGÖZÜ: FAİZSİZ BİR SİYONİZM DÜŞÜNÜLEMEZ

Panelde son sözü alan Doç. Dr. İbrahim Halil Sugözü ‘Türkiye ölçeğinde sömürü aracı olarak faiz’ başlıklı sunumunda faiz belasının arka planına işaret etti. Sugözü, “Kapitali, kapitalistsiz, emperyalistsiz düşünemezsiniz. Emperyalizmi ise Siyonizimsiz düşünemezsiniz. Siyonizmi de İsrail’siz düşünemezsiniz. İsrail’i de Arz-ı Mevud’suz düşünemezsiniz. Arz-ı Mevud’u da Türkiye’siz düşünemezsiniz. Konu bizim ve ülkemiz için bu kadar önemlidir ve hassasiyet taşıyor. İlahiyatçılar faize haram desinler, iktisatçılar konuyu halleder. Faiz konusunda şöyle olursa böyle olur diye bir şey yoktur. Faiz açıkça haram kılınmıştır. Paranın değeri düşerse diye bir durum yoktur.  Avrupa’da ilk dönem Hristiyan düşünürler de faizi haram olduğunu söylemişlerdir. Ama sonrasında Martin Luther gibi ortaya çıkanlar ‘faiz haramdır, ama yasaklanamaz’ konusunda fikirler ortaya atmıştır. Bu gün ise Müslümanlar da ‘faiz dünya gerçeğidir’ diyor” dedi.

Bakmadan Geçme